|
|
 |
 |
 |
Ekonomik durgunlukla sigortada taksit sayısı arttı, fiyat rekabeti kızıştı (Radikal Gazetesi) |
Kendimize güveniyoruz, pek çok şirkette kapsam dışı olan hastalıkları da teminat altına alıyoruz (Referans Gazetesi) |
2007 yılının en beğenilen ikinci sigorta şirketi: Yapı Kredi Sigorta (Capital) |
Sağlık sigortası, tüm gelir gruplarına birçok alternatif sunuyor (Hürriyet Gazetesi) |
AB’yi yakalamak için milli gelir artmalı (Milliyet Gazetesi) |
Günü kurtarmak adına geçici kârlılık elde etmeye çalışanlar sigortalılara zarar veriyor (Referans Gazetesi) |
Birleşme yok, yolumuza devam ediyoruz (Sigorta Dünyası) |
Tiyatro aşığı sigortacı (Para Dergisi) |
Sigorta sektöründe fiyatlar artışa geçecek; rekabet anlayışı değişecek (Dünya Gazetesi) |
Hissedarlarımıza 2006’da kazandırdık, 2007 de iyi olacak (tekBORSA) |
Mortgage sistemi sigorta sektörünü canlandıracak (Akşam
Gazetesi) |
Sigortacılık, enflasyonun üzerinde
yüzde 10-15 reel büyüme sağlar (Dünya Gazetesi) |
Anadolu'da Büyümeyi İki Branş Sürüklüyor (Capital) |
Sigortacılıkta 3. Döneme Girdik (Capital) |
Milyarlık cep telefonu kullanıp sağlık sigortasını pahalı buluyorlar (Hürriyet Röportajı) |
Otomobilinize kasko yaptıracak kadar paranız varsa, özel sağlık sigortası da yaptırın. Çünkü... (Duygu Asena) |
Anlaşmalı Hekim Muayenehane Sistemi İstanbul, İzmir, Antalya, Ankara, Adana, Bursa ve Yalova’dan sonra Denizli ilinde de uygulanmaya başlandı. |
AB Standartlarında Hazırlanan ‘Alternatifli Seyahat Acil Sağlık Sigortası’nın satışı tüm hızıyla devam ediyor. |
Cam Hasarlarında Özel Cam Servisi Uygulaması |
İstanbul
Barosu Avukatlarına Sağlık Güvencesi... |
Anadolu'da Büyümeyi İki Branş Sürüklüyor (Capital)

Aralık 2006 CAPITAL
|
Sigorta sektörü ilk 9 ayını büyüme ile kapattı.
Hemen her branşta ortalama yüzde 20 oranında büyüme yaşandı. Büyümenin
tetikleyicisi
ise yine İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük iller oldu. Ancak Anadolu’daki
talepte de gözle görünür bir artış yaşanıyor. Özellikle yangın ve kaza
branşlarındaki prim artışları, büyük illeri yakalıyor. Anadolu’daki büyüme
önümüzdeki dönemde
de devam edecek. Sigorta şirketlerinin hedefinde ise potansiyeli açığa
çıkarıp, Anadolu’nun sigortasızlık oranını düşürmek var .
|
|
POTANSİYELİ KULLANMIYORUZ Sektör geneli için son 15 yıllık
prim artışlarını baz aldığımızda, 2006 yılı sonunda prim artış oranının
yaklaşık yüzde
20-25 aralığında olacağını tahmin ediyoruz. Enflasyon oranının üzerinde
gerçekleşecek
reel büyümenin sektör için olumlu bir gelişme olduğu söylenebilir.
Önümüzdeki yıl da yine enflasyonun üzerinde yüzde 10-15 bir reel
büyüme olacağını
tahmin ediyoruz. Ancak bu rakamlar potansiyeli kullanıyoruz anlamına
gelmiyor. Aslında hem hayat dışı, hem de sağlık sigortalarında olmamız
gereken noktaların
çok çok gerisindeyiz.
ANANDOLU’NUN AVANTAJI sigorta sektörü
için bugün teknik kâr ön planda. Bu nedenle sektör, daha çok prim
üretmekten çok, daha kârlı prim üretmeye
yönelmek durumunda. Bu bakış açısıyla, her ne kadar satış maliyetleri
büyük illere göre daha yüksek ve satış hacimleri sınırlı olsa da
Anadolu’da faaliyet hasar prim dengeleri açısıdan ve teknik kârlılık
nedeniyle ön
plana çıkıyor. Önümüzdeki birkaç yılda Anadolu’da rekabetin de artacağını
tahmin
ediyoruz.
İSTANBUL DIŞINDA BÜYÜME Yapı Kredi Sigorta olarak, son yıllarda özellikle
İstanbul dışında büyüme stratejisi yürütüyoruz. Mevcut bölge organizasyon
yapımızın Anadolu’da büyüme stratejisine destek veren bir yapıda olması
da bize avantaj sağlıyor. Önümüdeki dönemde de özellikle dağıtım kanalı
yönetimi açısından Anadolu’da satın alma gücü yüksek, hasar riski düşük
ve bilinç seviyesi yüksek illerde yoğunlaşacağız. |
Otomobilinize kasko yaptıracak kadar paranız varsa, özel sağlık sigortası da yaptırın. Çünkü... (Duygu Asena)
 
 07.12.2004 Vatan Gazetesi |
Otomobilinizin kaskosunu yaptırdınız mı? Yaptırmadıysanız ihmal etmeyin. Ne olur ne olmaz... Otoparktayken bile çarpabilirler. Sonra öde bakalım dünya kadar onarım masrafı.
Özel sağlık sigortanız var mı? Yok... Yani otomobilinizin özel sağlık sigortası var ama canınızın, sağlığınızın sigortası yok! Bunu bir düşünün bakalım.
Ben birkaç yıl önce düşünmüştüm de bugün her insanın hakkı olan, olması gereken sağlık hizmetlerinden yararlanabiliyorum.
Yakınlarım hastalığımın tedavisi için gerekli başlıca ilaçtan önce bir kutu almışlar. İçindeki, ağzı sıkı sıkıya kapalı 7,5 santim boyunda cam bir şişe. Fiyatına duydukları şaşkınlığı dile getirerek şişedeki ilaca ulaşmak için üstteki pamuğu çıkarma çabalarını hatırlıyorum. Cımbızlar, makaslar, tornavidalar ortaya çıktı, ama pamuk çıkmıyor. (Artık ustalaştılar bu işte). İlacı gördükten sonra şaşkınlıkları daha da arttı. Beş adet... Koca şişenin içinde beş kez makyaj silecek kadar pamuk ve beş draje... Define arar gibi pamuğun içini aradılar, 7,5 santim boyundaki şişeyi ters çevirip birkaç kez salladılar, ama nafile.
İlaç beş adet... Ve çok pahalı...
MR'lar, tomografiler, ışın tedavileri, kan tahlilleri bir yana bunun gibi almak zorunda olduğum birkaç ilaç daha var.
Ve ben hiç para ödemiyorum.
|
- Amacım özel sağlık sigortası reklamı yapmak değil. Sadece bir uyarı... Otomobilinize kasko yaptıracak kadar paranız varsa, özel sağlık sigortası da yaptırın. Çünkü...
Çünkü işin bir de parasal olmayan, başka birçok önemli yanı daha var.
Acı...
Her türlü acı... Ülseriniz azmış, böbreğinizden taş düşürüyorsunuz, parmağınız kopmuş, kalbiniz durdu duracak, ameliyatlısınız ya da daha hafif bir şey, mesela başınız ağrıyor ama kuyrukta, sıralarda, yerlerde sürünüyorsunuz. Ya öleceksiniz ya da belki sıranız gelecek.
- Hem canınız acıyor hem ruhunuz.
Hastane kapılarında kendinizi sokak kedisi gibi hissediyorsunuz. Zavallı, çaresiz. Ben insan mıyım, eskiden insandım da şimdi ne oldum, insana saygı bu mudur falan diye düşünmek istiyorsunuz ama düşünemiyorsunuz, çünkü aklınızda bir an önce çektiğiniz acıdan kurtulmak var. Aman, diyorsunuz, aman veren yok. Haliniz de yok. Ne kızacak dermanınız var ne de sesinizi çıkartacak gücünüz.
- Zaten ses çıkartmak için geç kalmışsınız. Yıllarca sigorta primlerinizi devlete ödemişsiniz, karşılığını şimdi böyle alıyorsunuz. Daha önce hastaneye işiniz düşmemiş ki sesinizi çıkartasınız.
* * *
Ben devletçi değilim, ama devletin yurttaşına vermek zorunda olduğu, her yurttaşın devletten almaya hakkı olan hizmetlerin öncelik sırasında sağlığın, eğitimin başlarda yer alması gerektiğini düşünüyorum. Hakkınız var, hakkınızı isteyin.
Postalarımın arasından TÜSİAD' ın Eylül ayında gelmiş bir yayını çıktı : Sağlık Yolunda Uygulanabilir Çözüm Önerileri. Dört bölümlü kapsamlı bir çalışma.
Yapılabilecek doğru olan ne varsa bir an önce yapılmalı. Müzakere öncesini ya da müzakere sonrasını düşünmeden... Yapılması gerektiği için... AB'ye girme yanlısı biri olmama rağmen şu aralar Türkiye'de "iyi" ne yapılıyorsa AB'ye girmek için yapılıyor olması beni rahatsız ediyor.
Zaten yapılmaları gerekir...
Niçin Sağlık Sigortası Yaptırmalısınız?
Anlaşmalı Hekim Muayenehane Sistemi İstanbul, İzmir, Antalya, Ankara, Adana, Bursa ve Yalova’dan sonra Denizli ilinde de uygulanmaya başlandı.
Şirketimizin 07.05.2003 tarihi itibariyle öncelikle İstanbul'da
başlattığı ve uygulamada alınan olumlu geri bildirimlerle İzmir, Antalya,
Ankara, Adana, Bursa ve Yalova’da da yaygınlaştırdığı Anlaşmalı Hekim Muayenehane
Sistemi uygulaması, Denizli ilinde de başlatılmıştır.
Denizli’de satılan sağlık poliçelerinde, sigortalılarımızın
doktor teminat yüzdesi ne olursa olsun, Anlaşmalı Hekim Muayene Sistemine
dahil anlaşmalı hekimlerin muayenehanelerinde gerçekleştirecekleri muayene
giderleri %100’lü olarak karşılanacaktır.
AB Standartlarında Hazırlanan
“Alternatifli
Seyahat Acil Sağlık Sigortası’nın satışı tüm hızıyla devam ediyor.
Yapı
Kredi Sigorta, sigortalılarımıza, tüm dünyada (ABD/Kanada hariç) yapacakları
seyahatlerde karşılaşabilecekleri kaza ve ani hastalık durumlarında,
Alternatifli
Seyahat Acil Sağlık Sigortası ile Avrupa
Birliği standartlarında güvence sağlarken, aynı zamanda sağlık danışmanlığı
ve
asistans hizmetleri sunuyor.
Sigortacılıkta 3. Döneme Girdik (Capital)
 Eylül
2006 CAPITAL |
Kasko branşı sigorta sektörünün uzun yıllardır
zarar ettiği branşların başında geliyor. Acımasız rekabet ortamında öne
çıkmak isteyen sigorta şirketleri fiyatları aşağı çektikçe kâr marjları
daralıyor. Zararına iş yapan şirketler zorlanıyor. Yapı Kredi Sigorta Genel
Müdürü Murat Güvenel, son 15 yıldır devam eden bu olumsuz tablonun Ocak
2006’dan bu yana ise olumluya doğru dönmeye başladığını söylüyor.
Kaskodaki bu tablo aslında hayat dışı branşların hemen
hepsi için geçerli. Söz konusu değişim de sigorta sektörünün genelinde kendini
hissettiriyor. Sert rekabetten zarar gördüğünü fark eden sigorta şirketleri,
önlem almaya başladı. Şirketler artık hemen her branşta kârsız iş modellerini
bir yana bırakıp, daha bilimsel modellerle daha temkinli adımlar atıyor.
Türkiye’de sigortacılık tarife dönemi ile
başladı. Primleri devletin belirlediği bu dönem 80’lerin sonuna kadar devam
etti. 90’lı yıllara gelindiğinde ise tarife dışı döneme geçildi. Şirketler
acımasız bir rakabete girdi, fiyatlar aşağı çekildi, kârlar düştü. Yapı
Kredi Sigorta Genel Müdürü MURAT GÜVENEL, 15 yıl devam eden bu sancılı dönemin
2005 yılında sona erdiğini söylüyor ve ekliyor: “Ocak 2006’dan itibaren
yeni bir döneme girdik. Bu 3’üncü dönemde sigorta şirketleri sert rekabetten
zarar gördüğünü fark edip önlem almaya başladı. Kârsız iş modelleri bir
yana bırakıldı. Artık yeni ve daha bilimsel modellerle çalışıyoruz.”
Sigortacılık sektöründe geçen yılın sonundan bu yana izlenen
hızlı yükseliş de, bu değişimin bir sonucu. Murat Güvenel, yabancıların
da sektördeki gelişmeleri yakından izlediğine, yeni yatırımların bu doğrultuda
devam edeceğine dikkat çekiyor. Halihazırda 5 yabancı şirketin Türkiye pazarına
yatırım yapmak için sırada olduğunu söylüyor.
|
Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel ile
Türk sigortacılık sektöründe yaşanan değişimi, yeni dönemle ilgili beklentileri
konuştuk:
POTANSİYEL YABANCILARI ÇEKİYOR
Yılın ilk 6 ayını sektör yüzde 20 oranında bir büyüme ile
tamamladı. Bu da tatminkar bir artışa işaret ediyor. Enflasyonun yüzde
10-11 düzeyinde olduğunu düşünürsek, reel bir yüzde 10 artış yeterli. Önümüzdeki
yıl yine enflasyonun yüzde 10-15 üzerinde bir reel büyüme olacak. Ancak
bu rakamlar, potansiyeli kullanıyoruz anlamına da gelmiyor. Aslında hem
hayat dışı hem de sağlık sigortaları tarafında, olmamız gereken noktanın
çok gerisindeyiz. Biz daha çok güncel verilere göre hareket ediyoruz. Politikalarımızı
buna göre tanımlıyoruz. Ancak, potansiyelin çok az bir bölümünün kullanıldığı,
yabancılar tarafından izleniyor.
Bu çerçevede de yıl başından itibaren çok sayıda yabancı
sigorta şirketinin Türkiye’ye gelip satın alma ya da birleşme yoluyla yapılandıklarını
görüyoruz. Avrupa ve Amerikan piyasasından tanıdığımız, hiç aklımıza gelmeyen
şirketler dahi yavaş yavaş Türk sigorta sektörünün kapılarını çalmaya başladı.
Bunun en önemli nedeni, bizim AB ile görüşmeleri başlatıyor olmamız. Biz
ülke olarak bu konuya ne kadar karamsar olarak bakarsak bakalım, ciddi
bir süreç başlamış durumda. Bugün yurtdışında Türkiye’nin AB’ye girmemesi
ile ilgili çeşitli argümanlar olduğu gibi, girmesini destekleyen de çok
önemli argümanlar var. Bu argümanların çoğu da Türkiye’deki potansiyeli
öne sürüyor.
YABANCILAR NASIL ETKİLEDİ?
Bunu değerlendirmek için biraz erken bir noktadayız. Şirketler
de henüz yapılanmalarını tamamlamadılar. 3 tane ana satın alma var. Bunların
biri yeni eleman arıyor, diğerleri eski yönetim ile devam ediyor.
Yabancılar çok uzun vadeli ve planlı hareket ediyorlar. Bizim gibi, “birkaç
ayda hemen piyasaya çıkalım, bir şeyler yapalım” gibi tezcanlılıkları
yok. Onlar şu anda piyasadaki potansiyeli inceliyorlar. Hangi potansiyelden
ne kadar yaralanmaları, kimlerle beraber çalışmaları gerektiğine bakıyorlar.
Bu da bir süreç alacak.
Her ülkede sigortacılık modeli farklı. O ülkenin sosyo-ekonomik politikasına,
sigortaya bakışına, tüketici tercihlerine, risk alma karakteristiklerine
göre sigorta şirketleri farklı yapılanmalar içerisinde.
REKABET KÂRI ZORA SOKUYOR MU?
Sigorta sektöründe rekabet her zaman olacaktır ve bence
ondan korkmamak lazım. Ancak, rekabeti haksız veya aşırı rekabet diye nitelendirdiğimiz
dönemi atlattık diye düşünüyorum. Sigorta şirketleri artık sadece satış
değil, aynı zamanda kârlılık yönünden de kendilerine uygun olan politikayı
benimsemeye başladılar. Bu nedenle eskisi gibi acımasız bir rekabet yok.
Bana bu soruyu geçtiğimiz yılbaşında sorsaydınız, biraz daha olumsuz
yanıt alabilirdiniz ama şu anda çok olumlu görüyorum.
Ben bu sektörde kâr etmenin zorlaştığı kanaatinde değilim.
Örneğin, biz Yapı Kredi Sigorta olarak geçmiş yıllardaki performansımızdan
daha iyi bir kârlılık seviyesi yakalayacağımıza inanıyoruz.
“5
YENİ YABANCI SIRADA BEKLİYOR”
İLGİ DEVAM EDİYOR Yabancı şirketlerle
yaptığımız temaslar çerçevesinde, resmi bir kayıt olmamakla birlikte,
şu anda 5-6 kurumun Türkiye piyasası ile ilgilendiğini biliyoruz.
Bunların bir kısmı bireysel emeklilik alanıyla, bir kısmı da bizim
içinde olduğumuz hayat dışı branşla ilgileniyor. Ne kadarı hayata
geçer bilmiyorum ama ilgi devam ediyor.
YABANCILARIN PAYI ARTACAK Önümüzdeki
dönem yabancı sigorta şirketlerinin Türk sigorta pazarındaki payının
hızla artacağını düşünüyorum. 5 yıl sonra sigorta şirketlerinin yüzde
60’ından fazla bir kısmının en azından yabancı ortağı olacağına inanıyorum.
Bizim de yabancı ortağımız var biliyorsunuz. Yapı Kredi Sigorta’nın
yüzde 33’ü halka açık, bunun geri kalan kısmının yüzde 50’si İtalyan
UniCredito Grubu’na ait. |
KÂR MARJI DARALAN BRANŞLAR
Kasko ve sağlık branşları, kârın zor yapılabildiği branşlar
olmaya devam ediyor. Yapı Kredi Sigorta olarak kendimizi değerlendirdiğim
zaman buna çözüm olacak bazı uygulamaları hayata geçirmeye başladık diyebilirim.
Sağlık branşında Türkiye’de hiçbir sigorta şirketinde olmayan büyük bir
direkt
satış kadromuz var. Bu sayede hem piyasa potansiyelini hem de ana
ortağımız olan Yapı Kredi Bankası’nın potansiyelini çok iyi değerlendiriyoruz.
Sürekli olarak yeni sigortalıları portföyümüze katıyoruz. Sağlık sigortalarında
bunu yapmadığımız zaman, yaşlanma neticesinde hasarlar artıyor. Bu da sigorta
şirketlerinin kârlılığını negatif olarak etkiliyor. Dolayısıyla, direkt
satış teşkilatını iyi yöneterek sürekli olarak portföye yeni genç sigortalı
katabilmek gerekiyor. Hasar-prim oranını ancak bu sayede makul seviyelerde
tutmak mümkün.
Diger yandan sağlık kuruluşları ile yapılan anlaşmalarda
daha etkin bir denetim gerekiyor. Bazı sağlık kuruluşlarının ISO standartlarını
almalarını teşvik etmek, daha makul maliyetlerle çalışmak ve iyi bir hasar
kontrolü önem kazanıyor.
YENİ DÖNEMİN ÖZELLİĞİ
Türk sigortacılığında 3 tane önemli dönem var. Bir tanesi,
tarife dönemi idi. Devletin primleri belirlediği bu dönem 1990 yılına kadar
devam etti. 1990 yılından sonra tarife dışı dönem başladı. Bu dönemde de
şirketler aralarındaki rekabet sonucu fiyatları indirdiler. Şirketlerin
kârları azaldı. Bu dönem yaklaşık 15 yıl sürdü ve çok sancılı oldu.
2005
yılı ise bu ikinci dönemin kapandığı yıl oldu. 2005 sonunda, Ocak 2006’dan
itibaren şirketler aşırı rekabet nedeniyle zarar gördüklerini
anladılar ve önlem almaya başladılar. Bu, yeni dönemin başlangıcı oldu.
Şirketler başta kasko sigortaları olmak üzere belirli konularda zarar
ettiklerini gördüler. Kaskoda daha seçici davranmaya, fiyatları artırmaya,
daha iyi
iş yazmaya, hasar kontrolü yapmaya başladılar. Sonuçta da 2006’nın başından
itibaren de hem piyasa hem şirketler açısından olumlu diye nitelendirebileceğimiz
bir trend başladı. Bu bence gelecek için de çok umut verici bir başlangıç.
Nihayet bir bilinç ortaya çıktı. Olumluya doğru bir gidişat var.
|
SEKTÖR NEREDEN KAZANACAK?
Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da kasko ve trafik
branşı, hayat dışı branşların lokomotifleri konumunda olacak. Şu anda kasko
ve trafik sigortalarının payı yüzde 50 düzeyinde. Diğer yandan AB müzakerelerine
paralel olarak sorumluluk sigortalarında önemli gelişme olacağına inanıyorum.
Ancak, sorumluluk sigortaları hukukun işleyişi ile çok yakından ilişkili.
Siz bugün birine zarar verirseniz ve verdiğiniz zararla kıyas kabul edilmeyecek
ölçüde ufak bir tazminata mahkum edilirseniz, sigorta almazsınız. Ancak,
bu değişiyor. Özellikle doktor sorumluluk sigortalarında büyük bir gelişme
var. Ayrıca devlet de bir takım sektörleri sorumluluk sigortası yapma konusunda
mecbur kılıyor. Diğer yandan sağlık sigortaları tarafından da çok büyük
potansiyel var. Bütün çabalarımıza rağmen, nüfusa oranla özel sağlık sigortası
olanlar
yüzde 1- 1,5 civarında. Yani hala çok düşük seviyelerde. Burada büyük bir
potansiyel var. |
Cam Hasarlarında Özel Cam Servisi Uygulaması
Cam hasarlarının tamiri;
Türkiye genelindeki 420 anlaşmalı servisimizde gerçekleştirilmektedir.
Anlaşmalı servislerimizin yanı sıra anlaşmalı kurum
ağımıza dahil ettiğimiz anlaşmalı özel cam servisleri ile Yapı Kredi
Sigorta yanınızda. Aracın bulunduğu yere ve araç markasına göre mobil hizmet
de
alabileceğiniz anlaşmalı özel cam servisleri ile, daha hızlı ve kaliteli
hizmet sizler için sunuluyor.
Cam Hasarlarında kullanılabilecek özel cam servislerine ait isim ve telefonlara ‘Bize Ulaşın’ bölümümüzdeki ‘Anlaşmalı Servisler’ bilgilerinden ulaşabilirsiniz.
İstanbul Barosu Avukatlarına Sağlık Güvencesi...
İstanbul Barosu ile Yapı Kredi Sigorta, MedLine ve Tekfen Sigorta işbirliğiyle gerçekleştirilen Avukatın Can Sağlığı Sigortası Projesi devam ediyor. İstanbul Barosu’na bağlı 18 bini aşkın avukat ve ailesi için özel hazırlanan Avukatın Can Sağlığı Sigortası, 3 değişik alternatifi, avantajlı fiyat ve ödeme fırsatları ile birlikte sunuyor.
Avukatın Can Sağlığı Sigortası ile ilgili ayrıntılı bilgiler
için tıklayın.
Milyarlık cep telefonu kullanıp
sağlık sigortasını pahalı buluyorlar (Hürriyet Röportajı)
YAPI Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel,
yılda ortalama bir milyarlık bir poliçeyle insanların tüm sağlık giderlerini
karşılayabileceklerini söylüyor.
Güvenel, ‘Bu rakamlar Türkiye için yüksek deniliyor,
ama etrafımızdaki sıradan birçok çalışan en az 500-600 milyonluk cep
telefonu kullanıyor. Türkiye’de istenirse satın alma gücü yaratılıyor’
diye konuşuyor.

08.08.2005
Hürriyet Gazetesi
|
TÜRKİYE’deki sağlık sigortalı sayısı
730 bin civarında olduğuna işaret eden Yapı Kredi Sigorta Genel
Müdürü Murat Güvenel, ‘Özel sağlık sigortalarının yaygınlaşması için
sektör
olarak elimizden geleni yapıyoruz, hem ucuzlatıyoruz hem de vadeleri
uzatıyoruz’ diyor. Yılda ortalama 1 milyar liralık bir poliçeyle
tüm sağlık giderlerinin karşılanabileceği bir poliçe almanın mümkün
olduğunu
söyleyen Güvenel, şöyle devam ediyor:
‘Gelir düzeyi düşük, insanlar bu rakamı veremez diyorlar,
ama etrafımızda geliri sınırlı birçok insan neredeyse her yıl cep
telefonu değiştiriyor. Ve 500-600 milyon liradan (500-600 YTL.) aşağı
olmayan cep telefonu kullanıyorlar. İstenirse satın alma gücü bir
şekilde yaratılıyor.’
Genel Sağlık Sigortası uygulamasına geçildiğinde
bu çıkmazın aşılacağına inandığını belirten Murat Güvenel, yurt
dışındaki insanların tasarruflarını hayat sigortası ve bireysel emeklilik
sigortalarına
yatırdığını, emekli olunca da bunları alıp dünyayı dolaştıklarını
hatırlatıyor. Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel ile
Türk sigorta sektörünün önündeki yeni dönemi ve Yapı Kredi Sigorta’nın
hedeflerini konuştuk.
|
Türkiye’de sigortalanma oranı nasıl?
- Geçen yıl sonu itibariyle Türkiye’deki sağlık sigortalı
sayısı 730 bin. Yani Türkiye nüfusunun sadece yüzde 1’i gibi bir rakam.
Özel sağlık sigortalarının yaygınlaşması için çabalıyoruz. Ucuzlatmak için
elimizden geleni yapıyoruz, vadeler uyguluyoruz. Genel Sağlık Sigortası
(GSS) uygulamaya girdiğinde bunun aşılacağına inanıyoruz.
Sigortalanma oranının düşük olmasının satın
alma gücüyle ilgisi nedir?
- Türkiye’de sigortalanma oranı çok düşük.
Bugün bir kanser tedavisi 80-90 milyar liraya (80-90 bin YTL) varan ucu
açık bir rakamı içeriyor. Çok kırıklı
ve basit olmayan bir trafik kazasının faturası 400 milyar liraya (400
bin YTL.) kadar çıkıyor. İnsanlar ortalama yılda bir milyara (bin YTL.)
bütün sağlık giderlerini karşılayabilecek bir poliçe alabilir. Türkiye’de
geliri
düzeyi düşük, insanlar alamaz diyorlar, ama yine aynı Türkiye’de etrafımızda
sıradan birçok çalışan neredeyse her yıl cep telefonu değiştiriyor. Ve
500-600 milyon liradan (500-600 YTL.) aşağı olmayan cep telefonu kullanıyorlar.
Türkiye’de
istenirse satın alma gücü bir şekilde yaratılıyor.
Bu yeni döneme nasıl
hazırlanıyorsunuz?
- 17 yıldır sağlık sigortalarında varız. Elimizde inanılmaz
bir istatistik paketi var. Bununla geleceği tahmin edebiliyoruz. Devletin
katkısının ne olabileceği
varsayımına karşılık çeşitli senaryolar geliştirebiliyoruz. Bu çerçevede
‘Fark Sigortası’ dediğimiz bir hazırlığımız var. Fark Sigortası paketini,
GSS’ye
geçince kısa sürede devreye alabileceğiz.
Geçen yıl Almanya’da neden sigorta
şirketi kurdunuz?
- Bu şirket çok büyük Alman sağlık sigorta şirketlerinin
acentalığını ve brokerlığını yaptı. Hem Alman piyasasına, hem de orada
yaşayan Türkler’e sigorta
sattık. Bunu sistemi görüp öğrenmek, sigorta yapısını anlayabilmek için
yaptık. Almanya’da kişi bizdeki SSK muadili bir sosyal güvenlik sistemine
sahipse,
sağlık ihtiyaçlarını makul şartlar içinde karşılayabiliyor.
Fark Sigortası
sigortalıya neler getirecek?
- Türkiye’deki sosyal güvence kurumları genel
sağlık sigortası çıktıktan sonra mutlaka özel hastanelerle anlaşma yapıp
tedavi ve ameliyat için standart
bir rakamı onlara ödeyecek. Ancak kişi sosyal güvenlik kurumunun gösterdiği
hastane dışında kendi seçtiği bir hastanede ameliyat olmak istediğinde
sigorta devreye girecek.
170 bin sigortalımız 144.6 trilyon ciromuz var
Şu anda kaç
sigortalınız var?
- 170 bin civarında sigortalımız var. Bu rakam 2004
yılında 160 bindi.
2004 prim üretiminiz ne kadar gerçekleşti?
- 2004 yılındaki
toplam prim üretimimiz 144,6 trilyon liraydı.
Sigortacılık, enflasyonun üzerinde
yüzde 10-15 reel büyüme sağlar (Dünya Gazetesi)
Ocak 2007 Dünya Gazetesi |
Genel stratejisini özellikle teknik kârı
önemseyen bir bakış açısıyla belirleyen Yapı Kredi Sigorta, pazar yapısını
ön planda tutarak, kârlı alanlara ve verimli bölgelere yoğunlaştı. Genel
Müdür Murat Güvenel, 2007 yılında sektörün enflasyon oranının üzerinde büyüme
gerçekleştireceğini iddia etti.
Sağlık ve sağlık dışı branşlarda zengin ürün yelpazesi,
yaygınlaşmış hizmet yapısıyla geniş bir kitleye ulaşmayı hedefleyen Yapı
Kredi Sigorta, geleceği Anadolu’da gördü. Şirketin temel stratejisi, karlı
alanlarda verimli bölgelere yoğunlaşmak... Geniş kitlelere hitap edecek
ürünler ve kanallarla pazar paylarını artırmayı hedeflediklerini belirten
Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel, sorularımızı yanıtladı.
|
|
Yeni ürün ve hizmetler orataya çıkacak
Uzun süredir sigorta sektöründe önemli bir sorun olarak
görünen sermaye yetersizliği yabancı sermayenin sektöre kayda değer
yatırımlar yapması ile ileriye dönük çözülecek izlenimini veriyor.
Bunun yanı sıra hem gelişen ekonomik ihtiyaçlar hem yasal düzenlemeler
nedeniyle yeni ürünler ve hizmetler ortaya çıkacak ve bu konularda
dünya birikiminin ülkemize gelmesi de sektör açısından büyük bir
avantaj yaratacaktır.
Gelecek dönemde AB sürecinde yapılacak değişiklikler ile sigorta sektöründe
yaşanan fiyat tabanlı rekabetin yabancıların payının da artmasıyla hizmet
tabanlı rekabete dönüşeceğini düşünüyoruz. Bu da sektöre olumlu yansıyacaktır.
Özellikle Tarım Sigortaları Havuzu ve TARSİM’in kurulması nedeniyle tarım
sigortalarında ciddi bir prim üretimi gerçekleşmesi beklenmektedir. AB
ile başlayan bu süreçte, son yıllarda sektör ortalamasının üzerinde büyüme
gösteren sorumluluk sigortalarının gelecekte sektöre damgasını vuracağı
gözlemlenmektedir.
|
Firmanızın gelişim sürecini anlatır mısınız? Sahip
olduğunuz şube, acente ve hizmet noktalarınız kaça ulaştı?
Güvenel: 1943 yılında kurulan şirketimiz,
1972 yılında Yapı Kredi Bankası tarafından satın alındı. Kuruluşundan 2000
yılında kadar Halk Sigorta ismiyle faaliyette bulunan şirketimizin unvanı
ise 2000 yılında Yapı Kredi Sigorta olarak değiştirildi. Yapı Kredi Bankası
ve iştiraklerin 28 Eylül 2005 tarihi itibariyle Koç Finansal Hizmetlere
devredilmesiyle, şirketimiz de faaliyetlerini Koç Finansal Hizmetler bünyesinde
sürdürüyor.
Kaza, yangın, nakliyat, mühendislik ve tarım branşlarında faaliyet gösteriyoruz.
1 Ocak 2001’den itibaren Yapı Kredi Emeklilik’in bireysel emeklilik sisteminde
faaliyet gösterebilmesine yönelik olarak, sağlık branşı üretimini de gerçekleştirmeye
başladık. Aynı tarih itibariyle şirketimiz bünyesindeki hayat portföyü de Yapı
Kredi Emeklilik’e devredildi. 840 çalışanımız, 738 acentemiz, 586 Yapı Kredi
şubesi, 1.193 anlaşmalı sağlık kuruluşu, 384 anlaşmalı hekimi ve 420 anlaşmalı
servisiyle önemli bir ağ sahibiyiz.
Sigorta hizmetleriniz hakkında bilgi verir misiniz?
Müşteri potansiyelinizi ve ağırlıklı hizmet verdiğiniz alanları iletir
misiniz?
Güvenel: Şirketimiz, sağlık ve sağlık dışı branşlarda zengin
ürün yelpazesi, yaygınlaşmış hizmet yapısıyla geniş bir kitleye ulaşmayı
hedefliyor. Konut sigortası kapsamında Yuvam, Süpereko ve Elektronik Cihaz
Sigortası isimleri altında ürünlerimiz bulunuyor. Bunlara ek olarak tüm
sigorta şirketlerince düzenlenebilen zorunlu deprem sigortası da, yine
konutları depreme karşı güvence altına alan zorunlu bir sigorta ürünüdür.
Araçla ilgili tüm riskler için kasko ürünlerimizde zengin teminat seçenekleri
sunmakta ve farklı ihtiyaçlara yanıt verebilmekteyiz. Sağlık branşında
birçok alternatif sunan Can Sağlığı Sigortası ve Dünya çapında hizmet alma
ayrıcalığı sağlayan WIP Sağlık Sigortası’nın yanı sıra Avukatın Can Sağlığı
ve Avrupa Birliği normlarında güvence sunan Alternatifli Seyahat Acil Sigortası
olmak üzere değişik ürünlerimiz de bulunmaktadır.
2006 yılının ilk 9 aylık verileri de göz önüne alındığında, Yapı Kredi
Sigorta’nın ağırlıklı olarak sağlık, yangın ve kaza branşlarında yoğunlaştığı
gürülmektedir. Şirketimiz, sağlık branşında aynı dönem itibariyle sektör
ikincisi olmuştur.
Şirketiniz adına; rakamsal göstergeler açısından 2006’yı
değerlendirir misiniz? Hedeflediğiniz iş hacmine ulaştınız mı? 2007 yılını
bu açıdan yorumlar mısınız? Yıl sonu beklentileriniz...
Güvenel: 2006 yılı genel stratejilerimizi özellikle teknik
kârı önemseyen bir bakış açısıyla belirledik. Pazar yapısını ön planda
tutarak, kârlı alanlarda, verimli bölgelerde yoğunlaştık. Şirketimiz, üretiminin
Eylül 2006 itibariyle yaklaşık yüzde 35’ini oluşturan sağlık branşında
aynı dönem itibariyle sektör ikincisi olmuştur. Güçlü olduğumuz diğer branşlar
ise kaza ve yangın branşıdır.
Önümüzdeki dönemlere ilişkin projeleriniz hakkında bilgi
verir misiniz?
Güvenel: Önümüzdeki dönemde Anadolu’nun çok daha ön plana
çıkacağını tahmin ediyoruz. Sağlık dışı branşlarda mümkün olduğunca detaylı,
özelleştirilmiş risk ve fiyat değerlendirme politikaları ile müşterilerimiz
için en uygun ve doğru yapıdaki poliçelerle pazarda yerimizi alacağız.
Sağlık branşında ise yeni sigortalı kazanma ve pazarı büyütme politikamız
devam edecek. Özellikle geniş kitlelere hitap edecek ürünler ve kanallar
ile pazar payımızı artırmayı hedefliyoruz. Bunların yanı sıra CRM çalışmlarına
yoğunlaşıyoruz.
Hem müşterilerimizi daha iyi tanıyacağımız, hem de daha yoğun bir şekilde
bilgilendireceğimiz bir iletişim platformu geliştirme projelerimiz
devam ediyor. Bunu desteklemek ve hizmet kalitemizi artırmak amacıyla,
aynı
zamanda önemli bir bilgi teknolojileri yatırımı içindeyiz. Bu çalışmalarımızın
satış kanallarımızın faaliyetlerini kolaylaştıracağını ve maliyetleri
olumlu
yönde etkileyeceğini tahmin ediyoruz.
Türk sigorta sektörünün 2006 yılında
göstermiş olduğu performansı genel hatlarıyla değerlendirir misiniz?
Güvenel: Yılın ilk 9 ayında sektörümüzde yüzde 27’lik bir
büyüme gerçekleşti. Enflasyon seviyesi göz önünde tutulduğunda bu tatminkar
bir artışa işaret ediyor. Branşlar arasında en fazla büyüme ise; yüzde
42 ile yangında oldu. Faizlerin düşmesine bağlı olarak çok hızlı gelişen
konut sektöründen kaynaklanan yangın branşındaki bu hareketin yıl tamamlanıncaya
kadar devam etmesini bekliyoruz.
Son 15 yıllık prim artışlarını baz aldığınızda, 2006 yılı sonunda prim
artış oranının yaklaşık yüzde 20-25 aralığında olacağını tahmin etmekteyiz.
Enflasyon
oranının üzerinde gerçekleşecek reel büyümenin sektör için olumlu bir gelişme
olduğu söylenebilir. 2007 yılında yine enflasyonun üzerinde yüzde 10-15 bir
reel büyüme olacağını bekliyoruz.
Yabancı Sektörün Türk Sigorta sektörü içerisinden aldığı
pay ne kadar? Sizce bu pay önümüzdeki dönemlerde artacak mı?
Güvenel: Sektörümüzde, potansiyelin çok az bir bölümünün
kullanıldığı yabancılar tarafından da izlenmektedir. Bu çerçevede
de, yılbaşından itibaren çok sayıda yabancı sigorta şirketinin Türkiye’ye
gelip satın alma veya birleşme yoluyla yapılandığını görüyoruz. Son
dönemde 50 şirketin faaliyet gösterdiği sigorta sektöründe, sayıları
24 olan yabancı sermayeli şirketlerin sermayedeki katılım payları
da yüzde 60,47 olarak gerçekleşmiştir. Rekabet için yeterli sermayeye
sahip olmayan şirketlerin 2006 yılında başlattıkları ortak arama
çalışmaları sonucu, yabancı sermayenin sektördeki payını biraz daha
artıracağı beklenmektedir.
Sektörde yaşanan sert rekabet hakkındaki görüşleriniz
neler?
Güvenel: Sert rekabet koşulları sonucunda şirketlerin
zarar etmesi, uzun vadede şirketlerin mali dengesini de bozacağı
için kabul edilebilir bir durum değildir. Dolayısıyla tüm sigorta
şirketleri bu konuda zararın önüne geçmek için gerekli önlemleri
piyasa şartları çerçevesinde almalıdır.
Mortgage sistemi sigorta sektörünü canlandıracak (Akşam
Gazetesi)
Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel:
‘Mortgage Sistemi Sigorta Sektörünü Canlandıracak’
Yapı Kredi Sigorta sorumluluk sigortalarında ve tarım sigortalarında
büyümeyi hedefliyor. Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel,
gelecek dönemde; son yıllarda sektör ortalamasının üzerinde büyüme gösteren
sorumluluk
sigortalarında ve tarım sigortalarında ciddi bir prim üretimi gerçekleştirmeyi
planladıklarını belirtirken, kredi sigortalarının da sektörün yeni
gözde branşı olacağını söyledi. Mortgage sisteminin de inşaat sektöründe canlılık
yaratacağını ifade eden Güvenel, ipotekli konut finansmanına bağlı
olarak
gelecek yeni ürünlerinin sigorta sektörünü canlandıracağını dile getirdi.
Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel, Sorularımızı şöyle yanıtladı:
7 Mart 2007 Akşam Gazetesi
İLETİŞİM PLATFORMU
Yapı Kredi Sigorta, 2006 yılını nasıl tamamladı, 2007
hedefleri nelerdir?
Geçen yılki genel stratejilerini özellikle teknik kârı önemseyen bir
bakış açısıyla belirleyen şirketimiz 2006 yılını 19.5 milyar YTL net
kâr ile kapatmıştır. Pazar yapısını ön planda tutarak, kârlı alanlarda,
verimli bölgelerde yoğunlaştık. Şirketimiz, bu doğrultuda çalışmalarını
sürdürdü ve 2006 sonu itibariyle sağlık branşında sektörde birinci sırada
yer aldı. Önümüzdeki dönemde de bu stratejilerimizi devam ettirmeyi planlıyoruz.
Anadolu’nun geçmiş dönemlere göre çok daha ön plana çıkacağını tahmin
ediyoruz. Sağlık dışı branşlarda mümkün olduğunca detaylı, özelleştirilmiş
risk ve fiyat değerlendirme politikaları ile müşterilerimiz için en uygun
ve doğru yapıdaki poliçelerle pazarda yerimizi alacağız. Sağlık branşında
ise yeni sigortalı kazanma ve pazarı büyütme politikamız devam edecek.
Özellikle geniş kitlelere hitap edecek ürünler ve kanallar ile pazar
payımızı artırmayı hedefliyoruz.
Yapı Kredi Sigorta’nın, 2007 yılında ön plana çıkaracağı
ürünler nelerdir?
Gelecek dönemde; son yıllarda sektör ortalamasının üzerinde büyüme gösteren
sorumluluk sigortalarında ve tarım sigortalarında ciddi bir prim üretimi
gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Bunun yanı sıra kredi sigortaları sektörün
yeni gözde branşı olacaktır. Son yıllarda özellikle araç ve konut satışlarının
banka kredilerine bağlı yapılması, proje finansmanında bankaların aktif
olarak yer almaları ve düzenlenen kampanyalar nedeniyle sigorta sektöründe
banka kanallı satışlar bir artış trendindedir. Mortgage sisteminin inşaat
sektöründe canlılık yaratması ve buna paralel olarak sigorta sektörünü
de olumlu etkilemesi beklenmektedir.
Yapı Kredi Sigorta, gelecek dönemde ihtiyaç olabilicek tüm bu sigorta
ürünleri konusunda faaliyetlerini devam ettirmekte, ayrıca daha geniş
kitlelere bireysel sağlık ürünlerimizin önerilmesine yönelik yoğun çalışmalarını
sürdürmektedir.
|
FİYATA DAYALI REKABET AZALACAK
Türk sigortacılık sektörüne ilişkin değerlendirmeleriniz
nedir?
Uzun süredir sigorta sektöründe önemli bir sorun olarak görünen
sermaye yetersizliği yabancı sermayenin sektöre kayda değer yatırımlar
yapmasıyla ileriye dönük çözülecek izlenimi veriyor. Gelecek dönemde
AB sürecinde yapılacak değişikliklerle sigorta sektöründe yaşanan
fiyat tabanlı rekabetin, yabancıların payının da artmasıyla hizmet
tabanlı rekabete dönüşeceğini düşünüyoruz. Bu da sektöre olumlu
yansıyacaktır. Yapılan yasal düzenlemelerin sigorta sektörüne etkilerini
de önümüzdeki dönemde yaşayacağız. Genel Sağlık Sigortası’nın uygulanması
sağlık branşını, mortgage’in yasalaşması ise sağlık dışı branşları
hem yeni ürünler, hem prim hacmi hem de yeni dağıtım yapıları açısından
etkileyecektir. Kârlılığın ön plana çıkmasıyla özellikle zarar
edilen branş ve ürünlerde genel bir fiyat artış trendi bekliyoruz.
Özellikle kaskoda fiyata dayalı rekabetin biraz daha yumuşayacağını,
yerini ürün, hizmet ve dağıtıma dayalı rekabete bırakacağını düşünüyoruz.
|
Hissedarlarımıza 2006’da kazandırdık, 2007 de iyi olacak (tekBORSA)
|
tekBORSA 18-24 Mart 2007
|
“Hissedarlarımıza 2006’da kazandırdık, 2007 de
iyi olacak”
Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel, Yapı
Kredi Sigorta hisselerine uzun vadeli yatırım yapan yatırımcının daha
kazançlı çıkacağının altını çiziyor ve ekliyor: “İyi bir sigorta şirketinin
uzun vadede kârlı olması beklenmelidir.”.
Yapı Kredi Sigorta geçtiğimiz günlerde 2006 yılı 12 aylık
bilanço rakamlarını açıkladı. Şirketin net zarar rakamı geçen yılın
aynı döneminde
465 bin YTL iken 2006 yılında net kar rakamı 19 milyon 464 bin YTL
olarak gerçekleşti. Şirketin prim üretimi 2006 yılında 585 milyon
459 bin YTL olarak gerçekleşti.
Yapı Kredi Sigorta kesinleşmiş prim üretimlerine göre toplamda yüzde
7.1 ve sağlık alanında yüzde 23.4 pazar payına sahip. 2006’ın yüksek
kârlılıkla kapatıldığını
söyleyen Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel, şirkete uzun
vadeli yatırım yapanların kazançlı çıkacağını belirterek karlılığın
uzun süre daha
devam edeceğinin sinyalini veriyor. |
tekBORSA: Sigorta sektöründe şu an gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz ve Yapı Kredi Sigorta bunun neresinde?
Murat GÜVENEL: Türkiye’de sigortacılık son yıllarda hakikaten gelişme
gösterdi: Bunu yabancı ilgisinden de zaten takip ediyoruz. Türk sigorta
sektörüne hâlâ yabancı ilgisi devam ediyor. Sektör tam bir dönüm noktasında.
1990 öncesi devlet tarafından belirlenen tarifler vardı, bu yıla kadar
devlet her türlü sigorta fiyatını belirliyordu.
1990 yılında serbest tarife çıktıktan sonra her şirket kendi fiyatını
belirlemeye başladı. Tüm dünyada bu tür liberalizasyon sonunda serbest
tarifeye geçişte çok büyük iflaslar vardır. Her ne kadar çok kıyasıya
rekabet olsa bile Türk sigorta şirketleri buna adapte olmayı başarabildiler
ama sigorta şirketlerinin kâr marjları çok düştü. Yani 1990 öncesi rakamlara
baktığımızda neredeyse yüzde 50-60 civarındaki kârlarda büyük düşüşler
oldu. Bu dönemde de sigorta sektörünün yardımına ülkede olan enflasyon
yetişti. Enflasyonun rahatlatıcı ve düzeltici bir etkisi var, primlerin
otomatik olarak yüksek oranda artması, elinizde menkul kıymet, tahvil
veya çeşitli yatırım araçları varsa bunların getirileri çok yüksek oluyor.
Dolayısıyla sizin saf sigortacılıkta yaptığınız bazı
hata ve tutarsızlıklar varsa bunların hepsini silip iyi bir tablo ortaya
çıkartabiliyor. Bu aşırı fiyat rekabetinin sigorta şirketlerinde yarattığı
zayıflığı büyük ölçüde enflasyon ve enflasyonu içermeyen muhasebesel
ilkeler nedeniyle sigorta şirketleri biraz rahat geçirdi.
Aslında baktığımız zaman çoğu sigorta şirketleri 1980
– 2003 arasında zayıfladı ya da en azından gereken büyümeyi gösteremedi.
2003 yılında
enflasyonun yüzde 10 sınırlarının altını zorlamasıyla birlikte sigorta
şirketlerinin gerçek yaptığı operasyonel sonuçlar ortaya çıkarmaya
başladı. Sigorta tekniğinden sağlanacak kâr veya zarar konusu reel
rakamlar gündeme
gelmeye başladı.
O noktadan itibaren ben üçüncü bir dönem başladı diyorum. 1990 öncesi
bir tarife dönemiydi herkes çok büyük kârlar yapıyordu. 2003 yılından
itibaren salt sigortacılıktan kâr yapma dönemi başladı ve şirketler
birdenbire operasyonel kârı artırmak veya zararı azaltmak yönünde
önlemler almaya
başladı. Bu yavaş yavaş bir trend halinde devam ediyor. Şirketlerin
reel anlamda da kâr yapma gerekliliğinin bilincine vardığı bir dönem
diyebiliriz.
2006 yılı bilançonuz açıklandı.
Bu sene kâra geçtiniz...
GÜVENEL: 2006 iyi geçti bizim için,
toplam üretimimizi yüzde 25 artırdık. Pazar payımızı da aynı noktada
kurduk. 2005 yılı itibariyle
yüzde 7.1 pazar payımız vardı. Henüz kesin olmamakla birlikte yine yüzde
7.1 civarında bir pazar payını koruduk inancındayız. Bizim portföyümüzün
yaklaşık yüzde 40 civarında bir bölümü sağlık sigortalarından oluşturuyor.
Sağlık sigortaları branşını yüzde 33 artışla en büyük sigorta şirketi
olarak kapattık. Tabii en önemli değişim de kâr zarar rakamımızda oldu.
2005 yılında 500 bin YTL civarında bir zararımız var. İyi bir şekilde
kapattık diyebilirim.
Türk sigorta sektörüne yabancı ilgisi devam ediyor. Sektör
tam bir dönüm noktasında...
2007 yılı prim üretimi hedefiniz nedir?
GÜVENEL: Halka açık şirket olduğumuz
için 2007 ile ilgili rakamları isterseniz söylemeyeyim.
Peki bu sene içinde yeni ürün varmı?
GÜVENEL: Şu anda sağlık sigortalarında hedeflediğimiz
bir – iki yeni ürün var. Rahat satılabilecek ve risk kabulü yapılmadan
yeni bir muayene veya bir beyan doldurulmadan yapılabilecek bir sigorta
türü üzerinde çalışıyoruz. Zira sağlık sigortalarında lideriz ama Türkiye’de
sektörün ulaştığı nokta istenilenin daha epey uzağında diyebilirim. Türkiye
nüfusuna baktığımız zaman nüfusun ancak yüzde 1-1.5 civarında bir bölümünün
özel sağlık sigortası var. Biz bunu artırmaya çalışıyoruz. Ucuz, herkes
tarafndan satın alınabilir hatta telefonla, bankamızın sistemi vasıtasıyla
satılabilecek basit bir sağlık ürünü üzerinde çalışıyoruz. Tahminen bir
iki ay içinde devreye sokarız.
Türkiye’nin AB’ye üyelik süresinde sigorta sektöründe
de değişiklikler olacak, bundan nasıl etkilenecek sektör?
GÜVENEL: Sigorta sektörü bu konuda çalışmaya başladı.
Trafik sigortaları yani üçüncü şahıs mali mesuliyet sigortaları, karayolu
sigortaları mecburi tutuluyor. Kasko ve sağlık sigortaları Avrupa’da
serbest. Orada yaygın olan devletin verdiği sağlık hizmetinin üzerinde
ekstra bir teminat olarak satılan özel sağlık sigortaları var. Bizde
de bu gelişecek. SSK’nın çalışma yöntemini değiştirmesiyle birlikte,
sigorta şirketleri SSK’nın verdiği teminatların üzerinde bir imkân veren
sağlık sigortası çıkartacaklar. Bizde de buna benzer ürün çalışmaları
var hatta şu anda bile yapabiliriz. Bizim istatiklerimize göre devletin
verdiği rakam çok düşük, bizim standart sağlık sigortası paketlerinden
çok ucuz. Şimdilik daha ucuza mal edemiyoruz.
Kamu sağlık sigortası olan hastalar anlaşmalar doğrultusunda
özel hastaneleri de kullanabiliyor, bunun etkileri ne olacak?
GÜVENEL: Devletin katkı payı düşük oranda kalıyor, dolayısıyla
diğer bir sağlık sigortasına ihtiyaç var. Kişiler artık sadece SSK hastanelerine
değil diğer her türlü sağlık kuruluşlarına gidebilme imkânına sahip olduklarından
dolayı bence özel sağlık sigortaları daha fazla önem kazanmış durumda.
Nasıl peki?
GÜVENEL: Alışkanlık açısından. Mesela
SSK’lı bir hastanın artık özel hastanelere de gidebiliyor olması bir
alışkanlık sonucu her
türlü tedavisini limitsiz olarak sunan bir sağlık sigorta şirketinden
de bir poliçe almasına da neden olabilir düşüncesindeyim.
Şirket hisselerinin İMKB performansından memnun musunuz?
GÜVENEL: Bizim hissemiz zaten sene içinde
artış gösterdi ve hissedarlarımıza epey bir kazandırdık inancındayım.
Bu yıl da iyi
bir kâr açıklamış durumdayız, dolayısıyla ben Yapı Kredi Sigorta hisse
senedini 2007 yılı içinde de stabil ve iyi bir hisse senedi olarak görüyorum.
Yatırımcı, Yapı Kredi Sigorta hisselerini neden almalıdır?
GÜVENEL: İyi bir sigorta şirketinin uzun vadede kârlı
olması beklenmelidir. Dolayısıyla bir sigorta şirketi hissesine yatırım
yapacak bir yatırımcının da biraz uzun vadeli bir bakış açısına sahip
olması gerekir düşüncesindeyim. Kısa süreli dalgalanmalardan istifade
edecek yatırımcı değil de bizim hisse senedimizi alıp yıllar boyu itibariyle
saklayabilecek, daha uzun dönemde değerlendirebilecek bir hisse sahibinin
daha kazançlı çıkacağı inancındayım.
Sigorta sektöründe fiyatlar artışa geçecek; rekabet anlayışı değişecek (Dünya Gazetesi)
|
Dünya Gazetesi 25 Temmuz 2007
|
Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel; doğru risk
yönetimi, doğru fiyatlandırma ve sigortalanabilir risklerde seçiciliğin
sektör geneline hâkim olacağını kaydediyor. Zarar edilen branş ve ürünlerdeki
fiyat rekabetinin yerini ürün ve dağıtıma dayalı rekabetin alacağını bildiren
Güvenel’e göre yabancı sigorta devlerinin getireceği yeni teknolojilerle
de, müşteri bazlı fiyatlandırma yapılabilecek.
Sigorta sektörü genel olarak ekonomiye paralel bir seyir
izliyor. Yılın ilk 6 ayında, ekonomide önemli bir değişim yaşanmadı. Sektörün
mevcut seyrini önümüzdeki dönemde de devam ettirmesi bekleniyor. Ertelenen
genel sağlık sigortası ve mortgage ile ilgili kanun tasarıları ise büyük
ihtimalle seçim sonrası yeniden gündeme gelecek. Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel, DÜNYA’ya
yaptığı açıklamada; gerek sağlık branşı gerekse sağlık dışı branşların;
prim hacmi, yeni ürün ve dağıtım yapıları bakımından, yasal düzenlemelerden
etkileneceğine dikkati çekti. Güvenel, “sektörde en fazla fiyat rekabetinin
yaşandığı ve en çok zarar eden branşlar sağlık ve kasko oldu. Ancak, kârlılığın
ön plana çıkmasıyla, zarar edilen branş ve ürünlerde genel bir fiyat artış
trendi bekliyoruz. Özellikle kaskoda, fiyata dayalı rekabetin biraz daha
yumuşayacağını ve yerini ürün, hizmet ve dağıtıma dayalı rekabete bırakacağını
düşünüyoruz” diye konuştu.
|
Müşteri bazlı fiyatlandırma
Türkiye’de sigortalanma oranının ABD, Japonya ve AB ülkelerine
göre çok düşük kaldığını dile getiren Güvenel, şöyle devam etti: “Sigortalanma
oranının yükselmesi, şirketlerin elindeki portföylerin artmasını ve kârlılığın
yükselmesini sağlayacak. Türkiye’ye yatırım yapan sigorta devlerinin getirecekleri,
müşteri bazlı fiyatlandırmaya olanak verecek yeni teknolojiler de, kârlılık
açısından önemli. Doğru risk yönetimi, doğru fiyatlandırma ve sigortalanabilir
risklerde seçicilik, kâr getirecek ve sektör geneline hâkim bir kültür
olacak. Sektörün daha hızlı büyümesi için, tüm sigorta şirketlerinin, piyasa
şartları çerçevesinde, önlem almaları gerekiyor. Öncelikli önlemler, zararın
engellenmesi konusunda sigorta şirketlerinin rasyonel hareket etmeleri
ve sigortalıların bilinçlendirilmesi yönünde olmalıdır. Bu doğrultuda;
sektör açısından büyüme de kaçınılmaz olacaktır.”
Kaza branşındaki prim üretimi en az 4,5 trilyon YTL
Satışların en çok yapıldığı sigorta branşları hakkında bilgi veren Güvenel;
konut, kasko, deprem, hayat sigortalılık oranları hakkında şunları kaydetti:
“Prim üretimi açısından Türkiye genelinde yüzde 59 payla
kaza branşı birinci sırayı alıyor. Kazayı yüzde 19’la yangın, yüzde 12
ile sağlık branşı takip ediyor. Sektörde Aralık 2006 tarihi itibariyle
kaza branşındaki prim üretimi 4,5 trilyon YTL’nin üzerinde. Yine aynı
dönem itibariyle hayat dışı branşlarda toplam prim üretimi 8 trilyon
YTL’yi aşmış durumda; ancak, bu rakamlar potansiyeli kullandığımız anlamına
gelmiyor. Aslında hem hayat dışı, hemde sağlık sigortalarında bulunmamız
gereken noktanın çok gerisindeyiz. Örneğin sağlık branşında sigortalı
sayısı 1 milyonu yeni aştı ki Türkiye nüfusunun yüzde 2’si bile değil...
13 milyon konutun yaklaşık yüzde 8’inin konut poliçesi bulunduğu tahmin
ediliyor. Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun verilerine göre; bu konutların
sadece yüzde 20’sinin zorunlu deprem sigortası var.”
Kaskoda teknik zarar artıyor
Sektörde fiyat rekabetinin en fazla sağlık ve kasko branşlarında
yaşandığına ve bu iki branşın teknik kârlarında oluşabilecek düzelmelerin,
sektörü de çok olumlu etkileyeceğine işaret eden Güvenel, sözlerini şöyle
sürdürdü:
“2006 sonu verilerine göre; hayat dışı sigorta sektörü
üretiminin yüzde 32’sini kasko, yüzde 12’sini sağlık branşı oluşturdu.
Sektör, her iki branşta da zarar ediyor. 2005 ve 2006 yıl sonları karşılaştırıldığında
ise, sağlık branşında teknik zararının giderek azaldığı, kasko branşında
ise bir artış trendinin olduğu gözleniyor. Sektör, en büyük zarar kalemi
olan kasko branşında, 2006 yılı sonu itibariyle 250 milyon YTL zarar
etti.”
Aktüeryal çalışmalar trendin yönünü değiştirdi
Yapı Kredi Sigorta’nın, öncelikle kasko branşı üzerine
eğilerek, aktüeryal çalışmalara başladığını ve zarar yönünde giden trendin
değiştiğini söyleyen Güvenel, “Mart 2007 sonu itibariyle teknik kâr elde
edildi. Sektörün zarar ettiği bir branşta bu noktaya gelebilmek, şirket
kârlılığını çok olumlu etkiledi. Benzer şekilde, sektör sağlık branşında
zarar ederken, Yapı Kredi Sigorta, 2006 yıl sonunda olduğu gibi Mart
2007 sonunu da teknik kâr ile kapattı” açıklamasını yaptı.
Anadolu ön plana çıkacak
Önümüzdeki dönemde Anadolu’nun ön plana daha çok çıkacağını
ifade eden Güvenel, açıklamalarını şöyle sürdürdü:
“Sağlık dışı branşlarda mümkün olduğunca detaylı, özelleştirilmiş
risk ve fiyat değerlendirme politikaları, müşterilerimiz için en uygun
ve doğru yapıdaki poliçelerle pazardaki yerimizi alacağız. Sağlık branşında
ise yeni sigortalı kazanma ve pazarı büyütme politikamız devam edecek.
Özellikle geniş kitlelere hitap edecek ürünler ve kanallar ile pazar
payımızı artırmayı hedefliyoruz. Ayrıca tarım sigortaları havuzu Tarsim’in
kuruluşu ile birlikte tarım sigortalarında; son dönemde sektör ortalamasının
üzerinde bir büyüme trendi gösteren sorumluluk sigortalarında; mortgage
pazarının oluşmasıyla birlikte de, kredi sigortalarına yoğunlaşmayı ve
bu branşlarda yüksek prim üretmeyi planlıyoruz.”
Özel sağlık sigortlalı sayısının yaklaşık yüzde 60’ı
kurumsal
Türkiye’de özel sağlık sigortalarının ifade edilmeye
başladığı yılların 1980’ler olduğunu; ancak, branşın büyümesi açısından
1990’lı yılların başlangıç sayıldığını hatırlatan Güvenel, şunları kaydetti:
“Türkiye’deki
özel sağlık sigortalı sayısının yaklaşık yüzde 60’ını kurumsal katılımlar,
yani grup sigortaları oluşturuyor. Türkiye Sigorta
ve Reasürans
Şirketleri Birliği’nin yayımladığı bilgiler doğrultusunda; 2006 yılı
sonunda Türkiye’de (seyahat sigortaları hariç) 1 milyon 186 bin 333
kişi, özel sağlık sigortası yaptırdı. Özel sağlık sigortalıların
447 bin 877’si
bireysel, 738 bin 456’sı kurumsal poliçelere dahil oldu.”
Sağlık sigortalarının
bilinirliği düşük
Güvenel, özel sağlık sigortalarının gelişmemesinin temel
nedenlerini şöyle dile getirdi:
“Ürün, hizmet kapsamı ve uygulamaları
konusundaki bilinirliğinin düşük olması, özel sağlık sigortalarının
gelişmesini engelliyor. Türkiye’de özel sağlık sigortalarının primlerinin
yüksek
olduğu ve belli bir gelir grubuna yönelik olduğu izlenimi ağırlıklıdır.
Oysa özel sağlık sigortaları, tüm gelir gruplarına yönelik ve değişik
kapsamlarda birçok alternatif sunuyor.”
Bilinçlendirme çalışmalarına yoğunlaşmanın, özel sağlık
sigortasının yaygınlaşması konusunda etkili olacağını vurgulayan Güvenel,
şunları bildirdi:
“Önümüzdeki dönemde genel sağlık sigortasının uygulamaya
girmesinin ardından, önemli gelişmeler yaşanacak. Bu dorultuda; sağlık
sigortası kavramı ve anlayışının genele yaygınlaştırılması hedefleniyor.
Sağlık sigortalarının daha fazla kişiye ulaştırılması için basit, anlaşılır
ve uygun primlerle sunulan yeni ürün çalışmaları yapılıyor; ilgi ve katılımı
artırmayı hedefleyen kampanyalar organize ediliyor; satış kanalları artırılıyor.”
Finansman sorununa çözüm...
Mortgage Yasası’nın çıkmasının sigorta sektörüne etkilerini
özetleyen Güvenel, şu bilgileri kaydetti:
“Türkiye’de ciddi bir ‘nitelikli konut sorunu” bulunuyor.
Yüzde 60’lar seviyesinde olan konut sahipliği oranı düşük sayılmaz. Bununla
birlikte, konut stoğunun yüzde 55’i izinsiz/ruhsatsız. Konutların yüzde
60’ı 20 yaşın üzerinde; yüzde 40’ının ise tadilata ihtiyacı var. Bu yapının
sağlıklı bir hal alabilmesi için öncelikle finansman sorununun çözüme
kavuşturulması gerekiyor. Mortgage sistemi, sigorta sektörünü olumlu
yönde etkileyecektir.”
İpotek sigortacılığı gelişecek
“İnşaat sektörü canlanırken, bankalar da kendi risklerini
ve müşterisini korumak için sigorta yaptıracak. Uzun vadeli konut finansmanı
sisteminin hayata geçirilmesiyle, ipotek sigortacılığının da gelişmesi
kaçınılmaz” şeklinde görüş belirten Güvenel, “Konut sigortası ve DASK
talebinin artması bekleniyor”dedi. Mortgage Kanun’unda; krediyi alan
kişinin hayat sigortası yaptırmaya zorunlu olmadığına değinen Güvenel,
“Hayat sigortasının zorunlu olmadığı gelişmiş ülkelerdeki sigorta bilinci,
Türkiye’dekiyle karşılaştırılmamalı” ifadesini kullandı. Güvenel, konu
hakkındaki görüşlerini şöyle dile getirdi: “Bankaların mortgage kredisi
verdikleri kişilere, hayat sigortası yaptırmaları konusunda tavsiyede
bulunmalıdır; çünkü kredi sahibi hayat sigortalı değil ise banka, bürokratik
(evi satışa çıkarma vb.) zorluklarla uğraşmak zorunda kalabilir; ancak
kredi alan kişi sigortalı ise, banka hiç uğraşmadan sigorta şirketinden
parasını alır. Mortgage sisteminde kredi veren kuruluş, alacaklarının
tümünü veya en azından, kredi vereceği evin borcu bitene kadar ayakta
duracağını, garanti altına almak isteyecektir. Bu konuda bankalara ‘tüketiciyi
doğru bilgilendirme’ sorumluluğu düşüyor.
Yabancılar, hayat dışı sigorta şirketlerinin yüzde 65’ine
ortak
Güvenel, yabancı evlilikler nedeniyle hareketli geçen
2006 yılında 5 sigorta şirketinin daha yabancı ortaklı hale geldiğini
böylece yabancıların, hayat dışı sigorta şirketlerinin yaklaşık yüzde
65’ine -doğrudan ya da dolaylı olarak- ortak konuma geçtiğini kaydetti.
Tecrübeli yabancıların piyasaya girmesinin, fiyat ve
uygulama açısından sektörde olumlu bir etki yaratırken, büyük şirketler
dışında kalanlar için, varolmanın daha da zorlaşacağını dile getiren
Güvenel, Şöyle devam etti:
“Dolayısıyla önümüzdeki dönemlerde çeşitli
birleşmeler yaşanabilir.AB’ye uyum çalışmaları ile birlikte, Türkiye’de
sigortacılık sektörüne ilginin artarak devam edeceğini düşünüyoruz.
Yabancı sermayenin sektöre kayda değer yatırımlar yapması, uzun süredir
önemli
bir sorun olan sermaye yetersizliğinin ileriye dönük olarak çözülebileceği
izlenimini veriyor. Hem gelişen ekonomik ihtiyaçlar, hem yasal düzenlemeler
nedeniyle, yeni ürünler ve hizmetler ortaya çıkacak. Bu konularda dünya
birikiminin ülkemize gelmesi sektör açısından büyük bir avantaj...
Gelecek dönemde AB sürecinde yapılacak değişikliklerle sigorta sektöründe
yaşanan
fiyat tabanlı rekabetin, yabancıların payının da artmasıyla hizmet
tabanlı rekabete dönüşeceğini düşünüyoruz.
Sektör içi düzenlemeler
Yeni yasayla, sigorta sektörünün tüm bileşenleriyle ilk
kez ele alındığının altını çizen Güvenel, sektör içi düzenlemeler konusunda
önemli bir rol oynamasını bekledikleri Sigortacılık Yasası ile ilgili
şu bilgileri verdi:
“Yeni bir alanda ve bugüne kadar hiçbir mevzuatı bulunmayan
bir konuda yapılan bir düzenleme olarak nitelendirmek yanlış olur. Daha
önce 7397 sayılı Sigorta Murakabe Yasası ve bu yasanın dayanağı olan
yönetmelikler ile sigortacılık faaliyetleri düzenlenmişti. Ancak Anayasa
Mahkemesi’nin 7397 sayılı SMK’nın bazı maddelerini değiştiren kanun hükmünde
kararnameyi iptal etmesiyle, yasal dayanak ortadan kalkmış ve hukuki
bir boşluk oluşmuştu. Bu boşluk, yeni yasa ile yeniden düzenleniyor”
Önemli eksiklikler giderilecek
Sektörün yıllardır en önemli beklentileri arasında yer
alan 5684 sayılı Sigortacılık Yasası’nda; sigorta ve reasürans şirketlerinin
kuruluşu, yönetimi, çalışma esasları, devir, birleşme ve tasfiyeleriyle,
denetlenmesi esaslarının düzenlendiğini; sigorta şirketlerinin mali yapılarının
güçlendirilmesi ve sigortalılara daha iyi hizmet verilmesinin benimsendiğini
ifade eden Güvenel, konuyla ilgili şunları bildirdi:
“Yasa, sektörün gelişiminde önemli bir eksikliği giderecek.
Tahkim sistemi, cezai müeyyideler ve sıkı denetim mekanizmaları sektöre
disiplin getirecek; dolayısıyla sektörün müşteri memnuniyeti oranı da
yükselecek. Getirdiği mali düzenle, rasyonel olmayan fiyat rekabetini
ortadan kaldırarak, şirketlerin zarar ve iflas etmelerini önleyecek.
Yasa kapsamında kurulan çeşitli komitelerle, sektördeki eğitim seviyesi
ve uzmanlaşma artacak.”
Pastadan en büyük payı Yapı Kredi Sigorta aldı
Bireysel sağlık sigortası yaptıranların sayısı, 2006
yılı sonu itibariyle toplam 447 bin 877. Yapı Kredi Sigorta’yı tercih
edenlerin mevcudu ise 131 bin 286. Bu kapsamda Yapı Kredi Sigorta 29,3
pazar payı ile bireyselde pastadan en büyük payı alan sigorta şirketi.
Bireysel ve kurumsal sigortalı sayısı dahil olmak üzere, toplam sağlık
sigortalı sayısı 217 bin 216’ya yükselirken, pazar payı 18,3 olarak belirlendi.
Yapı Kredi Sigorta, 2006 yılında 229 milyon 210 bin 893 YTL olan sağlık
prim üretimindeki yüzde 23,4 pazar payıyla, aynı yılı sektör lideri olarak
tamamladı.
Yapı Kredi Sigorta’nın son 3 yılda aşağıdaki
branşlara göre Pazar payı ve prim üretimi nasıl değişti?
|
2004 |
2005 |
2006 |
|
Prim | PP% |
Prim | PP | Artış% |
Prim | Artış | PP% |
Sağlık |
144.655.382 | 21.21 |
171.846.751 | 18.80 | 21.52 |
229.210.893 | 33.38 | 23.42 |
Kaza (1) |
167.554.498 | 5.17 |
198.402.915 | 18.41 | 4.99 |
229.126.599 | 15.49 | 4.73 |
Yangın (2) |
64.734.183 | 6.07 |
66.918.208 | 3.37 | 5.89 |
89.309.474 | 33.46 | 5.62 |
Mühendislik |
16.679.589 | 6.06 |
20.502.939 | 22.92 | 6.37 |
23.958.225 | 16.85 | 5.63 |
Nakliyat |
11.442.703 | 4.26 |
12.066.277 | 5.45 | 4.15 |
13.460.258 | 11.55 | 3.97 |
Toplam (3) |
405.067.074 | 7.28 |
469.737.522 | 15.97 | 7.14 |
585.458.771 | 24.64 | 7.12 |
1) Ferdi kaza, Hukuksal Koruma, Sorumluluk, Kredi, KMA
Mali Sorumluluk branşları dahil edilmiştir.
2) DASK Dahil edilmiştir.
3) Tarım branşı dahil edilmiştir.
Tiyatro aşığı sigortacı (Para Dergisi)
|
Para Dergisi 18 Ağustos 2007
|
Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel, yoğun iş
temposuna rağmen yılda 40’a yakın tiyatro izliyor. Tiyatro aşığı, sigorta
sektörüne yabancı ilgisiniyse olumlu karşılıyor ve asıl işi sigortacılık
olan yabancı şirketlerin bu pazarı büyüteceklerini söylüyor...
ŞİRKETLERİN sosyal sorumluluk projelerine ilgisinin son
yıllarda arttığını hatırlatmaya gerek yok sanırım. Sosyal sorumluluk
projesi düzenlemek artık pazarlamanın vazgeçilmez bir ayağı oldu ve şirketler
adeta
“sorumluluk” yarışına girdi. Sosyal sorumluluk “moda” olmadan önce
projelere destek olmaya başlayan kurumlar da yok değil. Örneğin Yapı Kredi
Sigorta,
10 yıldır Afife Jale adına tiyatro ödülleri veriyor. Bu yıl onuncusu
düzenlenen Afife Jale Tiyatro Ödülleri’nin arkasındaki isimse Yapı Kredi
Sigorta Genel
Müdürü Murat Güvenel.
Çağdaş Türk kadınının önündeki perdenin 22 Nisan
1919 günü açıldığını ve bir daha hiç kapanmadığını söyleyen Güvenel,
Kadıköy’deki Apollon Tiyatrosu’nda
sahneye çıkan Afife Jale’nin bütün zorluklara rağmen, Hüseyin Suat’ın
“Yamalar” adlı oyunundaki “Emel” rolüyle sahneye çıktığını hatırlatıyor.
Güvenel,
Yapı Kredi Sigorta olarak bu ismi yaşatmaya çalıştıklarını belirtiyor.
Kelimenin
tam anlamıyla tiyatro aşığı olan ve her yıl 40’a yakın oyun izleyen
Güvenel’le hem tiyatro hem de sigorta sektörü üzerine
konuştuk...
|
Patronları 10 yıl önce bu proje için ikna etmekte
zorlandınız mı?
Bu projeye 1997’de başladık. Kapsamı yıldan yıla genişledi. Sigorta şirketlerinin
faaliyetleri içerisinde reklam ve halkla ilişkiler önemli bir yer tutuyor. Sosyal
sorumluluk, o yıllarda pazarlama bütçelerine dahil edilmiyordu. Böyle bir anlayış
da yoktu zaten. Haldun Dormen karşımıza çıktı ve bu fikri önerdi. Tiyatro camiasının
dışında olduğumuz için önceleri biraz temkinli yaklaştık.“Acaba nasıl olur? Genel
kabul görür mü? Jüride kimler olacak? Jüri kararı herkes tarafından benimsenir
mi” gibi sorulara yanıt
aradık. Haldun Bey, “Hiç merak etmeyin. İyi bir jüri sistemiyle objektif
bir seçme yöntemi bulunur ve bunu da geliştiririz” dedi.
Böylece yola çıktık. Afife Jale Ödülleri, Yapı Kredi
Sigorta’nın sosyal sorumluluk projesi olmakla birlikte çeşitli kesimler
tarafından da üstlenildi.
İlk zamanlarda 8-9 kategoride ödül verilirken
bugün 14 kategoriye çıkarıldı.
Çok geniş bir jüri kadrosu var. Etkinliğin tek sponsoru
siz misiniz?
Biz sponsor değiliz, bu ödül töreninin sahibiyiz. Afife Jale Tiyatro
Ödülleri, Yapı Kredi Sigorta adına kayıtlıdır. Patent başvurusunda bulunduk
ve lisansını aldık. Afife Jale’yle ilgili her türlü yasal hakları aldık.
Afife Jale Ödülleri, Yapı Kredi Sigorta’ya ne kattı?
Çok geniş bir camiayız. 800 bine yakın sigortalımız, 750 acentemiz ve
Yapı Kredi Bankası’nın 700 civarında şubesi var. Sigortalılarımızdan
acentelerimize herkesi, değişimli olarak bu ödül törenine davet ediyoruz.
Sadece İstanbul’da oturanları değil Anadolu’da oturan acentelerimizi
de İstanbul’a davet edip onların bu ödül törenini görmelerini sağlıyoruz.
Motivasyonları artıyor.
Sigorta şirketleri, bankalara oranla çok para kazanmıyor.
Bu 10 yıl içinde patronlarınızdan, “Neyinize sizin ödül töreni” gibi
eleştiriler aldınız mı?
Bugüne kadar iki patronumuz oldu. Çukurova Grubu ve İtalyan-Koç ortaklığı.
İki taraftan da bugüne kadar bu ödül töreniyle ilgili övgü duydum. Zaten
burada ortaya konulan para çok yüksek değil. Önemli olan şirketin çok
büyük bir emek ortaya koyması.
Para tarafından, yani patron gözüyle
baktığımızdaysa bizim harcadığımız para, inanın 15-20 günlük medya
kampanyasına harcadığımız rakamın bile
altında.
Bir yılda 40’a yakın oyun izliyorsunuz. Türk tiyatrosunu
bir profesyonel olarak değerlendirebilir misiniz?
Ben tiyatro camiasının içinde doğdum. 1970’li yıllarda Beyoğlu’nda oturuyordum.
O yıllarda 2 eğlence kaynağı vardı; tiyatro ve sinema... Henüz televizyon
yoktu. Tiyatro insanların günlük konuşmalarında yer alırdı. Bugün iki
kişi bir araya gelince borsa, ekonomi, finans, dolar,
hava sıcaklığı konuşuyor. Tiyatro ve sinema bu sohbetlerin içinde çok
fazla yer bulmuyor. Eskiden parayla ilgili konular bu kadar çok konuşulmazdı.
Herkesin belirli bir geliri vardı. Parayı değerlendirebilecek alanlar
sınırlıydı.
Galatasaray Lisesi’nin karşısına geldiğinizde sağa baksanız
tiyatro, sola baksanız tiyatro, sinema vardı. Tünel’den Taksim’e kadar
yaklaşık
30 adet tiyatro salonu vardı. Nişantaşı, Teşvikiye çevresinde de tiyatrolar
vardı.
O günden bugüne Türk tiyatrosu nasıl bir değişim geçirdi?
Bir dönem komedi türü oyunlar çok revaçtaydı ve en çok tercih edilen
oyunlardı. 1970’li yıllardan itibaren biraz daha sosyal içerikli, tarihi
oyunlar kendini hissettirmeye başladı. 1970–1980 arasında daha sosyal
içerikli daha toplumsal olayları inceleyen hafif sol eğilimli oyunlar
revaçta olmaya başladı. 1980’den sonra tiyatro televizyon gibi ciddi
bir rakiple rekabet etmek durumunda kaldı. Televizyon insanları parasız
eğlendirebilen araç haline geldi. Bu tiyatroya bir darbe vurdu. Tiyatroya
giden insan sayısı azalmaya, kapanan tiyatro sayısı da artmaya başladı.
Bu süreçten sonra tiyatro büyük prodüksiyonlarla yeniden seyirci toplamaya
çalıştı. 2000’li yıllardan sonra devlet ve şehir tiyatroları çok büyük
bir boşluğu doldurmaya başladı.
Gelelim sigorta sektörüne... Yabancıların ilgisini nasıl
değerlendiriyorsunuz?
Üzerinde durulması gereken bir iki konu var. Birincisi Türkiye’deki sigorta
şirketleri, aslında sigortacılıkta uzman sermayedar gruplarına ait değil.
Yani sigorta şirketlerinin gerek sermayedarları gerekse yönetim kurulları,
sigortacılıkla ilgili uzmanlık sahibi olan gruplar değil. Yabancı sigorta
gruplarının Türkiye’de şirket alması bunların kendi ülkelerinde belirli
bir büyüklüğe ve doyum noktasına ulaştıklarını gösteriyor. Türkiye’nin
AB’ye gireceğini hesap ederek, sigorta potansiyelinin önemli bir bölümünün
de kullanılmadığını görüp, buraya yatırım yapıyorlar. Ama
hepsi sigortacılığı bilen kuruluşlar.
Bu ilgi Türk sigorta sektörüne ne katar?
Her yatırımın bir geri dönüşü vardır. Buraya gelip yatırım yapan şirketler,
yatırdıkları parayı belli bir zaman diliminde geri almayı planlıyorlar.
Bu ise karlı bir piyasada gerçekleşir. Yani herkesin kaskodan şikayet
ettiği, trafik sigortalarından zarar ettiği bir ortamda yapılamaz.
Sektör sigortacılık faaliyetlerinden kar ederse, bir yabancı yatırımcı
belli bir süre sonunda parasını geri alabilir. Sonuç olarak yabancı
yatırımcı bu piyasanın karlı bir piyasa olması için çalışacaktır. Bunun
için de ne gerekiyorsa yapacaktır.
Sektörün kısa vadede karlı hale geleceğine inanıyor musunuz?
Türkiye’ye gelen şirketlerin hepsi kendi ülkelerinde kar ediyorlar. Onlar
da bize benzer dönemleri yaşadılar. O ülkelerde de çok büyük rekabet
olmuş. Batan sigorta şirketi çok olmuş. Ama kalanlar artık karlı bir
piyasada istikrarlı bir büyüme gösteriyorlar. Dolayısıyla burada da
ben bunun devam edeceğine bu piyasaya bu sistemin geleceğine ve daha
teknik verilere dayanarak karlı bir piyasa oluşturulacağına inanıyorum.
Bu yönden de yabancıların olumlu katkısı olacaktır.
Yeni yabancılar uzun vadeli mi düşünüyor?
Sigortacılığın diğer finans kollarından en önemli farkı, uzun vadeli
bir bakış açısının zorunlu olmasıdır. Bu işten kısa vadede kar edilmez.
Sektörün yapısı gereği en az 10 yıllık düşünülür. Kısa vadeli kar ve
büyüme hedeflerinden sigortacılık zarar görür. Yabancılar zaten bu
konuyu çok iyi bildikleri için eminim ki 3, 5, 7, 12 yıllık planlarını
yapıp ona göre yatırım yaparlar.
Bu Süreçte Yapı Kredi Sigorta’nın sektördeki konumu ne
olacak?
Yapı Kredi Sigorta, portföyü itibariyle çok dağınık bir yapıya sahip.
Tek alanda büyüme politikası yürüten bir şirket değil. Portföyümüzde
Anadolu’daki en küçük risklerden, büyük şehirlerdeki büyük endüstriyel
şirketlerin risklerine kadar geniş bir alan var. Elementer sigortalarda
böyle bir yapısı olan şirketimiz, sağlık sigortalarında yüzde 22 pazar
payıyla lider.
Sağlık sigortalarından kar ediyor musunuz?
Sağlık sigortalarından, son 3 yıldır kar ediyoruz. 2006’yı da karla kapattık.
Bu yıl da karla kapatırız. Geçmişe dayanan çok iyi bir personel kadromuz,
bilgisayar ve hasar değerlendirme sistemimiz var. Ama üzülerek görüyoruz
ki, diğer şirketlerin bir kısmında bu kar yok. Zira sağlık branşı,
sigorta tekniği açısından baktığınızda hasar trend frekansı çok yüksek
olan bir branş ve çok yakından takip edilmesi gerekiyor.
“Sağlık sigortaları kasko kadar önemli”
Biz sigortacılıkta en büyük satıcı grubuna sahip sigorta şirketiyiz.
Bizim özellikle banka kaynaklarını kullanmak üzere kurulmuş 350 adet
satış kadromuz var. Özellikle sigorta şirketinin yönlendirdiği ürünleri
satmak üzere piyasaya çıkan, banka kaynaklarını en iyi şekilde kullanan
bir kadro oluşturduk. Bu kadro, Türkiye’de sağlık sigortalarının karlı
olması için mümkün olduğu kadar genç kesimlere gidiyor ve onlara satış
yaparak portföydeki yaşın dengelenmesi için çalışıyor. Bize göre sağlık
sigortaları kasko kadar önemli bir branş.
Yapı Kredi’nin sağlık sigortalarında pazar payı
yüzde 22
| |
2005 |
2006 |
| Sıra |
Şirket adı |
Toplam üretim (YTL) | Pazar
payı (%) |
Toplam üretim (YTL) | Pazar
payı (%) |
1 |
Yapı Kredi |
171.846.754 | 21,52 |
229.210.893 | 23,31 |
2 |
Koç Allianz |
173.561.365 | 21,73 |
196.686.297 | 20,00 |
3 |
Anadolu |
109.655.743 | 13,73 |
119.811.579 | 12,19 |
4 |
Aksigorta |
35.383.472 | 4,43 |
60.719.542 | 6,18 |
5 |
Genel Yaşam |
37.125.779 | 4,65 |
58.244.777 | 5,92 |
6 |
Başak |
48.010.653 | 6,01 |
55.406.576 | 5,64 |
7 |
Acıbadem Sağlık ve Hayat |
54.096.707 | 6,77 |
54.604.904 | 5,55 |
8 |
Axa Oyak Hayat |
47.602.031 | 5,96 |
49.498.463 | 5,03 |
9 |
İsviçre Hayat |
41.034.958 | 5,14 |
39.623.627 | 4,03 |
10 |
Güneş |
17.620.426 | 2,21 |
28.015.612 | 2,85 |
|
İlk 10 şirket |
735.937.888 | 92,16 |
891.822.270 | 90,70 |
|
Diğer |
724.944 | 7,84 |
91.432.951 | 9,30 |
|
Sektör toplamı |
798.538.595 | 100,00 |
983.255.221 | 100,00 |
Birleşme yok, yolumuza devam ediyoruz (Sigorta Dünyası)
|
Sigorta Dünyası Eylül 2007
|
Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel:
‘Birleşme yok, yolumuza devam ediyoruz’
Yapı Kredi Bankası’nın el değiştirmesiyle çoğunluk payları
Koç-UniCredit ortaklığına geçen Yapı Kredi Sigorta, satış sürecinin
güçlüklerini atlatmış durumda. Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat
Güvenel, şirketin
2004 ve 2005 yıllarının kârlılık bakımından negatif sonuçlarını son
bir buçuk yıldır olumluya çevirdiklerini belirtiyor. Güvenel, sektörün
zarar
ettiği sağlık sigortalarında Yapı Kredi Sigorta’nın yıllardır kâr
ettiğini, kaskoda ise önce zararı en aza indirip 2007 başından itibaren
de kâra geçtiklerini
söylüyor.
Yapı Kredi Sigorta’nın Koç-UniCredit ortaklığına geçmesiyle
Koç Grubu’nun iki elemanter sigorta şirketi oldu. Bu şirketlerin birleştirilmesi
yönünde bir çalışma var mı?
Bu yönde yapılan bir çalışma yok. Koç Grubu’nun diğer şirketi
Koç Allianz da, biz de ayrı ayrı devam ediyoruz. Yani aramızda bir birleşme
söz konusu değil. Ayrıca kısa vadede Yapı Kredi Sigorta’nın satışıyla ilgili
alınmış bir karar yoktur.
Peki Koç Allianz’la rekabet ediyor musunuz, piyasada karşı
karşıya geldiğiniz oluyor mu?
Her şirketin kendine göre bir stratejisi var. Pazara çıktığımız zaman
her şirketle olduğu gibi, Koç Allianz’la da aynı biçimde rekabet ediyoruz.
Tabii ki pazarda karşı karşıya geldiğimiz oluyor. Ama o durumda da her
şirket kendi politikasına uygun fiyatı veriyor ve o fiyat çerçevesinde
bazen kazanıyoruz biz alıyoruz, bazen başkasına gidiyor.
|
Yapı Kredi Bankası’nın satışı ve ona bağlı olarak Yapı
Kredi Sigorta’nın el değiştirmesi süreci şirket olarak motivasyonunuzu
nasıl etkiledi?
Biraz zor bir dönemdi, onu açıklıkla ifade edeyim. Yapı Kredi Bankası
satılıktı ve kime satılacağı belli değildi. Bu dönemde üretim kaynaklarımızdan
ve sigortalılarımızdan sürekli bununla ilgili açıklama talebi geliyordu,
ancak bizim nasıl bir satış olacağı ya da yeni sermayedarımızın kim olacağı
konusunda bir bilgimiz yoktu. Şirketimizin Koç-UniCredit ortaklığına
satılmasıyla bütün bu sorular cevabını buldu. Zira, Koç Grubu Türkiye’nin
en büyük endüstriyel ve finansal grubu, UniCredit de İtalya’nın ikinci
büyük bankacılık grubu. Çok güçlü bir sermayedar yapısıyla birlikte soruların
arkası da kesildi. O dönemde biraz pazar kaybımız oldu, ama onları da
geri almaya başladık.
Bu arada üretim ve kârlılık performansınız nasıl bir
seyir izledi?
Yapı Kredi Sigorta’nın 2004 ve 2005 yıllarında kârlılık yönünden çok
iyi bir performans gösterdiği söylenemez. Piyasada çok büyük bir rekabet
vardı ve dolayısıyla diğer şirketlerde olduğu gibi bizde de negatif sonuçlar
ortaya çıktı. Fakat 2006 yılında aldığımız önlemler ve kârlılık odaklı
çalışma neticesinde iyi bir kârlılık oranına ulaştık. Geçen yıl 19 trilyon
kâr elde ettik. Umarız bu yıl bunu daha da arttıracağız. Artık Yapı Kredi
Sigorta kârlı döneme girdi diyebiliriz, zaten bunun iyi bir örneğini
de geçen yıl sonunda verdik. Yapı Kredi Sigorta 2007 yılının ilk 6 ayını
da 14,1 milyon YTL net kârla kapatmıştır. Yakaladığımız kârlılık trendi
devam etmektedir. Dolayısıyla 2006 ve 2007 Yapı Kredi Sigorta için kârlılık
açısından çok önemli bir dönem oldu diyebilirim. Üretim boyutuna baktığımızda
öncelikle kârı hedeflediğimiz için istediğimiz rakamların biraz altında
kaldık. Bunda zararlı üretimi azaltmamızın da etkisi oldu. Fakat bunun
karşılığında kârlılığımızı artırdık.
Hangi dallarda daha kârlısınız?
Birinci başarımız geçen yıl sonu itibarıyla kaskodaki zararı çok minimize
etmek oldu. Bizim boyutumuzdaki şirketlerle kendimizi kıyasladığımızda
kaskoda en az zarar eden şirket olduğumuzu söyleyebilirim. Bu 2007’nin
ilk aylarında hemen kendini gösterdi. Bu yılın başından itibaren kasko
dalında kâra geçtik. Şu anda, altıncı ay itibarıyla da kasko branşında
kârdayız ve bu yılı kârlı kapatacağımızı söyleyebilirim. İkincisi,
çoğu şirketin zarar ettiği sağlık branşında biz, uzun yıllardır aktüaryel
çalışmalar ve iyi veri değerlendirmesi sonucunda hep kârlı çıkıyoruz.
Kurumsal sağlık sigortalarında da kârlıyız. Sağlıkta bireysel sigortalarda
ise piyasada çok büyük bir üstünlüğümüz var. Bireysel sağlıkta Yapı
Kredi Bankası kaynaklarını direkt satış kanalı olarak çok iyi kullanıyoruz.
250 kişilik bir direkt satış ekibimiz var. Bunlar banka kaynaklarını
iyi bir şekilde kullanarak bize sürekli yeni poliçe kazandırıyorlar.
Sağlıkta yeni poliçe kârlılığı arttıran bir etken. Aksi halde şirketlerin
ellerindeki portföyler yenilene yenilene yaş ortalaması artıyor ve
daha zararlı bantlara gelmeye başlıyor. Biz bunu yeni satışlarla tersine
çeviriyoruz. Dolayısıyla bireysel sağlık sigortalarında da kârlıyız.
Ayrıca 2006 yılını sağlık sigortaları prim üretiminde sektör lideri
olarak bitirdik. Bizi hemen yakından Koç Allianz takip ediyor, ama
üçüncü şirketle aramızda büyük bir fark var. Biz kârımızı genellikle
sektörde zarar yazılan sağlık ve kasko sigortalarından elde ediyoruz
diyebilirim. Biz bu branşlardaki zararı tersine çevirmek için 2004
yılında çalışmaya başladık. Özellikle kaskoda bir aktüer ekibi oluşturduk.
Tabii sigortacılıkta aldığınız önlemler hemen sonucunu vermiyor, belli
bir zaman geçmesi gerekiyor. 2004’te başlattığımız hareket, bizi ancak
2006 ve 2007’de kârlı noktaya getirdi. Şu anda kaskoda hakikaten imrenilecek
düzeyde yüzde 75’lik bir hasar/prim oranımız var.
Trafik sigortaları da son yıllarda sektörün sorunlu alanlarından
biri haline geldi. Bu dalda tarifelerin serbest bırakılması gündemde.
Sizin bu konuda görüşünüz nedir?
Büyük bir trafik portföyüne sahip olduğumuzdan, elimizde değerlendirilecek
büyük bir veri kaynağı var. 1 Ağustostan itibaren Hazine Müsteşarlığı
tarafından sigorta şirketlerine empoze edilen tarife zaten serbest tarife
değil. Güvence limitlerinin çok arttırıldığı, buna karşılık prim artışlarının
minimal seviyelerde tutulduğu ve yine sigorta şirketlerini trafik sigortalarında
kesin bir zarara itecek bir tarife. Bu tarifeyle çalışıp kâr edecek bir
şirketi ben göremiyorum. Zira bu primlerle ve bugün için öngörülen limitlerle
bir sigorta şirketinin bir denge kurması imkânsız. Trafik sigortasında
serbest tarife henüz başlamadı, ama ben serbest tarife sistemine geçilmesini
savunuyorum. Artık devletin tarife sistemini bırakması lazım. Kamu yararı
açısından sadece üçüncü şahsa verilecek zararlarla ilgili limitleri tespit
edip onun haricinde fiyatlandırmayı sigorta şirketlerine bırakması gerekli.
Sigorta sektörü ancak bu durumda kendisine sağlıklı bir tarife yapabilir.
Belki ilk zamanlarda neticeler olumlu olmayabilir, ama belli bir süre
sonra şirketler doğruyu bularak tarifelerini yapacaklardır. Özetle biz
serbest tarifeye geçilmesinden yanayız.
Son dönemlerde birçok alanda sorumluluk sigortaları ihdas
edildi, ediliyor. Bunlar uygulanabilir nitelikte mi sizce?
Öncelikle bu sigortaların yaygınlaşmasını çok olumlu buluyorum. Kişilerin
karşıdaki kişiye bir zarar verdiğinde, bunun teminat altında olması kamu
yararı açısından da gerekli. Dolayısıyla sorumluluk sigortalarının ülkemizde
gelişeceği alanlar çok. Ama unutmamak gerekir ki, sorumluluk sigortaları
bir ülkedeki hukuk sistemine dayanır. Hukuk sistemi ne kadar iyi işler,
kişinin başka şahıslara vereceği zarar kendisini mali açıdan ne kadar
etkilerse, bu sigorta daha çok gelişir. Mesela “medical malpractice”
dediğimiz doktor mali mesuliyet sigortalarında biliyoruz ki, ABD’deki
cerrahlar yıllık brüt gelirlerinin yaklaşık yüzde 20’sini bu sigortaya
ayırıyorlar. Orada hukuk sistemi iyi işlediğinden kişinin böyle bir sigortayı
satın almama lüksü yok. Bir kere mahkûm olduğu zaman meslek hayatı bitebilir.
Ülkemizde bugüne kadar bir doktorun hatasından dolayı büyük bir cezaya
çarptırıldığını pek görmedim. Neden olmadı bilmiyorum? Herhalde diğer
ülkelerdeki hatalı müdahale oranı neyse, Türkiye’de de yaklaşık o oranda
bir hatalı müdahale vardır. Elbette ülkemizdeki doktorların kalitesi
öteki ülkelerden geri değildir. Sanırım bugün Almanya’da yanlış müdahale
nedeniyle verilen zarar oranı neyse herhalde Türkiye’de de o civardadır.
Ama bununla ilgili davaların bir sonuca ulaşmadığını görüyoruz. Ülkemiz
AB üyelik sürecinde hukuk sistemini de revize ederse bu sigortaların
daha ilerlediğini göreceğiz.
Hukuk konusuna girmişken, Sigortacılık Kanunu en sonunda
çıktı, sektöre etkisi nasıl olacak sizce?
Her şeyden önce sektörde çalışan bir yönetici olarak, “Bizim sektörümüzün
yasası yoktur” demekten utanıyordum. Bir kere çok derli toplu bir kanun
çıktı. Üzücü tarafı bu kadar geç çıkması oldu. Ama sonuçta elimizde bir
yasa var. Kanun ana hatları belirleyen bir yapıttır. Bunun ince ayarları
yönetmeliklerle oluşacaktır. Dolayısıyla yönetmelikleri görmeden fikir
yürütmek çok sağlıklı değil. Yönetmeliklerle birlikte değerlendirildiğinde
sektörümüzü ileriye taşıyacak bir yasa olacağına inanıyorum. Son anda
eklenen bazı maddelerle ilgili sektörün sıkıntıları olabilir, ama bunu
da çok büyütmemek lazımdır.
Sözleşmede belirtilmeyen konuların güvence kapsamı içinde
sayılacağı hükmü sıkıntı yaratacak sanırım.
Evet, bu dünya sigortacılığında yeri olan bir uygulama değil. “All risks”
sigortalarında bile bu tür bir uygulama yoktur. Zira sigorta her zaman
için ani, beklenmedik, dışarıdan gelen bir etki neticesinde meydana gelen
zararı tazmin eder. Eminim, bunu son anda kanuna ekleten sayın milletvekili
de bu tür ayrıntıları düşünmemiştir. Bu konuyu çok da büyütmememiz gerekir,
sonuçta sağduyu hâkim olacaktır ve bir konsensüse ulaşılacaktır diye
düşünüyorum. Onun haricinde kanun ana hatlarıyla iyi bir adım olarak
nitelenebilir.
Dağıtım ağınızın çalışmalarına ilişkin bilgi verir misiniz?
Yapı Kredi Bankası’nın önemli bir rolü var mı?
Yapı Kredi Sigorta, sigortacılığın her dalında var olan bir sigorta şirketidir.
Biz belli ürünleri ağırlıklı olan, belli yörelerde çalışan bir şirket
değiliz. Ürün yelpazemizde satılabilen her tür sigortacılık ürünü vardır.
Satış kanalı olarak baktığımızda da çok iyi bir acente grubuna sahibiz.
Uzun yıllardan bu yana birlikte çalıştığımız bir acente yapımız var.
İkincisi, Yapı Kredi Bankası piyasanın en büyük bankalarından biridir.
Bizim için çok önemli bir üretim kaynağıdır. Bir de bizim diğer sigorta
şirketlerinden farklı olarak, bünyemizde bulundurduğumuz gerek elemanter
sigortalarda, gerek sağlık sigortasında direkt satış örgütümüz var. Toplam
350 kişilik bir satış ordumuz var. Biz böyle etrafımıza duvarlar çekmiş
bir şirket değiliz. Özellikle acentelere yönelik hep yapıcı tutumumuz
vardır. Önümüzdeki dönemde banka kanalını daha etkili kullanma isteğimiz
var. Yapı Kredi Bankası’nın hedefleri çok çok büyük. Dört yıl içinde
bin şubeyi geçecek bir satış ağına sahip olmayı hedefliyor. Dolayısıyla
bizim de bunun paralelinde sigorta hizmetini o şubeler aracılığıyla yapılandırmamız
gerekli. Bunun önlemlerini almaya başladık. Direkt satış kadromuzu bu
yıl sonu itibarıyla 50 kişi arttırıyoruz. Gelecek yıl buna 80 kişi daha
ekleyeceğiz.
Sosyal sorumluluk çalışmaları kapsamında düzenlediğiniz
Afife Tiyatro Ödülleri’nin manevi getirisi sizi tatmin ediyor mu?
Bu yıl 11’incisini düzenledik Afife Tiyatro Ödülleri’nin. İlk başladığımız
noktaya göre gerçekten çok gelişmiş bir ödül sistemi sağlandı Türk tiyatrosuna.
Bu çerçevede objektif, ince ayarları iyi yapılmış ve herkes tarafından
genel kabul görmüş bir ödül sistemini yıllardır sürdürüyoruz ve inşallah
bundan sonra da sürdüreceğiz. Bu önemli bir sosyal sorumluluk projesi.
Benzeri ödül sistemlerinden farklı olduğu için Afife genel kabul görüyor.
Şirketimizin manevi yararı açısından baktığımızda biz çalışanlarımızla,
sigortalılarımızla, acentelerimizle, bankamızla çok büyük bir grubuz.
Tüm çevreler bizim böyle bir sosyal sorumluluk projesinde aktif olarak
yer aldığımızı görüyorlar ve başarısının da farkındalar. Dolayısıyla
bize çok olumlu katkılarının olduğuna inanıyorum. Bunun için ayrılan
bütçe de sanıldığı kadar büyük rakamlardan oluşmuyor. Daha çok altyapı
çalışmaları ve bir yıl önceden başlayan organizasyon çalışmaları büyük
bir emek gerektiriyor. Harcananların yanında bizim çok önemli bir manevi
desteğimiz var. Ben çok yararlı olduğuna inanıyorum. Sigortalılarımızdan,
acentelerimizden gelen görüşler de çok doğru yolda olduğumuzu ve takdir
edildiğimizi gösteriyor.
Şirketin tanınırlığının artmasına da katkısı oluyor mu?
Tabi ki oluyor. Afife Ödülleri’nin gerek yazılı basında, gerek televizyonlarda
törenden bir ay önce başlayarak ve sanat camiasındaki tartışmaların
da etkisiyle tören sonrası bir ay olmak üzere iki hatta üç aya varan
sürede gündemde kalması, organizasyonun sahibi Yapı Kredi Sigorta olarak
bizim de aynı şekilde gündemde olmamızı sağlıyor. Sadece bu açıdan
bakıldığında bile önemli bir katkısı olduğunu söyleyebiliriz.
Günü kurtarmak adına geçici kârlılık elde etmeye çalışanlar sigortalılara zarar veriyor (Referans Gazetesi)
|
Referans Gazetesi - 21 Kasım 2007
|
MURAT GÜVENEL - YAPI KREDİ SİGORTA GENEL MÜDÜRÜ
Murat Güvenel, fiyat standardı oturtmamış, sadece günü
kurtarmak adına geçici kârlılık elde etmeye çalışan ve sektörün de olumsuz
yönde etkilenmesine neden olan şirketlerin kişilerin de zarara uğramasına
yol açtığını söyledi.
"2006 yılında sadece sigorta şirketlerinin gelirlerinden
tahakkuk eden vergi 80 milyon YTL’nin üzerindedir. Türk sigorta sektörü,
bankacılıkla beraber Avrupa normlarına en yakın standartlarda çalışan,
bu normlarla regüle edilen, sermaye yeterliliği gibi kriterlere tabi olan,
bu sebeplerle güvenilir ve güçlü bir sektör olarak yoluna devam etmektedir."
Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel, bir fiyat
standardı oturtmamış, sadece günü kurtarmak adına geçici karlılık elde
etmeye çalışan ve sektörün de olumsuz yönde etkilenmesine neden olan şirketlerin,
maalesef kişilerin de zarara uğramasına neden olduğunu söyledi. Murat Güvenel,
bu olumsuzlukların giderilmesi ile sigortalı ile sigortacı arasında güven
sorununun ortadan kalkacağına da dikkat çekerek, sorularımızı şöyle yanıtladı:
2007’nin sonuna geliyoruz, sigorta sektörü 2007
yılını nasıl geçirdi, bir değerlendirmesini yapar mısınız?
Sigorta sektörünün geçmiş yıllardaki performansını değerlendirdiğimizde
genel olarak ekonomiye paralel bir seyir izlediğini gözlemekteyiz. Yılın
ilk 6 ayında ekonomide önemli bir değişim yaşanmadığı öngörüsünden yola çıkarak
sigorta sektörünün de mevcut seyrini devam ettirmesini beklemekteyiz. Yapılan
yasal düzenlemelerin sigorta sektörüne etkilerini önümüzdeki dönemde yaşacağız.
|
Sigorta sektöründe önümüzdeki dönemde poliçe satıp, prim
üretmekten daha çok hasar yönetiminin ağırlık kazanacağı görüşü hakim...
Siz bu görüşe katılıyor musunuz?
Hasar yönetimi denilince deneyim ve yeterlilik ön plana çıkmaktadır.
Hasarı değerlendirecek ve yönlendirecek personelin yeterliliği, konusundaki
uzmanlığı, deneyimi, hasara yaklaşımı sonucu belirleyen en önemli unsurlardan
biridir. Personelin Türkiye ve dünyada piyasa koşullarındaki değişim ve
gelişmelerden haberdar olup işini yaparken bunlardan yararlanması gerekmektedir.
Bu amaçla, personele verilecek yurt içi-yurt dışı teknik ve davranış eğitimlerinin
devamlı hale getirilmesi, personelin kendisini sürekli geliştirmesinin
sağlanması gerekmektedir.
Aynı şekilde hasarın tespitinde görev yapan eksperlerin
konularında yetkin ve tecrübeli kişiler olması, sigortacılığı ve teknik
konuları bilmesi, ayrıca sigortalının ve sigortacının haklarını koruyarak
doğru sonucu ortaya koyabilmesi gerekmektedir. Şirketler yukarıdaki özelliklere
sahip yeterli sayıda eksperle çalışmalı ve karşılıklı iletişimi sağlayabilmelidir.
Günümüz koşullarında sigorta sahtekarlıklarının ve haksız
hasar taleplerinin önüne geçilmesi de önem kazanmıştır. Ancak, haksız talepleri
önlemeye çalışırken sigortalıların haklarının da korunması gerekmektedir.
Bunun için iyi bir istihbarat (araştırma) biriminin oluşturulması kısa
sürede hak sahibine hakkının teslim edilmesi yerine getirilmesi gereken
önemli bir görevdir. Doğal olarak tüm bu birikim ve yaklaşımların iyi bir
teknik ve program alt yapısı ile desteklenmesi şarttır. Bölgeler ve branşlar
bazında alınacak istatistiklerle çalışmalar yönlendirilmelidir, aksi takdirde
istenilen sonucu almak mümkün olmayacaktır.
Hasar yönetiminde hız, müşteri memnuniyetinde ürün yeterliliği
ve fiyatı kadar ön planda olan bir unsurdur. Hasar sürecinin hız kazanması,
diğer pek çok sektörde olduğu gibi teknolojik alt yapı ile ilintilidir.
Şirketlerin alt yapılarının güçlendirilmesinin yanı sıra, yasal mevzuat
ve uygulamaların da süratle teknolojiye ayak uydurması önem taşımaktadır.
E-devlet ve e-bankacılık uygulamalarının yaygınlaşması, hasar süreçlerinde
hukuki gerekliliklerin getirdiği kısıtları süratle aşmada yardımcı olacaktır.
2007’nin en önemli gelişmesi, yıllardır beklenen Sigortacılık
Kanunu’nun yürürlüğe girmesi. Kanunu nasıl buldunuz?
Uzun yıllardır sektörümüzün en önemli beklentileri arasında yer alan
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nda; sigorta ve reasürans şirketlerinin
kuruluşu, yönetimi, çalışma esasları, devir, birleşme ve tasfiyeleri
ile denetlenmesi esasları düzenlenmekte, sigorta şirketlerinin mali yapılarının
güçlendirilmesi ve sigortalılara daha iyi hizmet verilmesi benimsenmektedir.
Ayrıca, sigorta sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesine
yönelik olarak sigorta tahkim sistemi getirilmektedir. Bu kapsam doğrultusunda
yasanın sektör içi düzenlemeler konusunda önemli rol oynaması beklenmektedir.
Kanunu, bir milat olarak nitelendirebilir miyiz?
Sigortacılık Kanunu’nu yeni bir alanda ve bugüne kadar hiçbir mevzuatı bulunmayan
bir konuda yapılan bir düzenleme olarak nitelendirmek yanlış olur. Daha
önce 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu ve bu kanuna dayanak yapılarak
çıkartılan yönetmelikler ile sigortacılık faaliyetleri düzenlenmiştir. Ancak
Anayasa Mahkemesi’nin 7397 sayılı SMK’nın bazı maddelerini değiştiren kanun
hükmünde kararnameyi iptal etmesi ile kanun ve yönetmeliklerin kanuni dayanağı
ortadan kalmış, hukuki bir boşluk oluşmuştu. Bu kanuni boşluk yeni yasa
ile yeniden düzenlenmektedir. Ayrıca, yeni yasa AB sürecindeki sigorta sektörünü
tüm bileşenleriyle ele alan ilk kanun olma özelliğine sahiptir.
Kanunun en temel etkileri neler olacak?
Sektörün gelişiminde önemli bir eksikliği giderecek Sigortacılık Kanunu’nun
en temel etkilerini şöyle sıralayabiliriz: Tahkim sistemi, cezai müeyyideler
ve sıkı denetim mekanizmaları ile sektöre disiplin getirecek, dolayısıyla
da sektörün müşteri memnuniyeti oranı yükselecektir. Getirdiği mali düzenle
rasyonel olmayan fiyat rekabetini ortadan kaldıracak, dolayısıyla şirketlerin
zarar ve iflas etmelerini önleyecek. Yasa kapsamında kurulan çeşitli komitelerle
sektördeki eğitim seviyesi ve uzmanlaşma ar |